16 Şubat 2010 Salı

Sepultura Geliyor


Brezilyalı dev grup, 28 Nisan 2010 tarihinde, 25. yıl Dünya Turnesi kapsamında İstanbul'a geliyor. Konser Maçka Küçükçiftlik Park'ta. Biletix linki için tıklayın.

Hizmet bedeli vermem diyorsanız, indirimli satış noktaları;
İstanbul: Hammer Müzik, DoRock Bar, Kirke Müzik, Gargamel, Köstebek, Pena Müzik.

İndirimli biletler İzmir, Ankara ve Eskişehir'de de satışa sunulacakmış, almak isteyenler unirockbilet@gmail.com adresine e-posta atmaya yönlendiriliyor İstanbul dışındaki arkadaşlar için.
Genel Giriş: 35 TL
Sahne Önü: 50 TL

10 Şubat 2010 Çarşamba

Metal Art VII: Black Sabbath Özel



Blaze geliyor



9 Ekim 2010 tarihinde, organizasyon Level5. Kariyerindeki her dönemden şarkı olacakmış. Grubun tamamı; NICO BERMUDEZ (Gitar), JAY WALSH (Gitar), DAVID BERMUDEZ (Bas), LAWRENCE PATERSON (Davul).

Blaze ile mazim iki adet Iron Maiden albümünden ibaret, ki her maiden albümünde olduğu gibi harika işler var. Ama hep bir adım geride kalmıştır. Hem o albümleri "yeniden" keşfetmek için, hem de Blaze'in diğer işlerini keşfetmek için güzel bir ateşleyici, iyi bir fırsat olur. Daha uzun bir
süre var, biletler de sonra açıklanacakmış.

9 Şubat 2010 Salı

Lamb of God Geliyor




17 Mayıs 2010 tarihinde Maçka Küçükçiftlik'te konser verecekler. Unirock organizasyonu yapıyor konseri ana sponsor ise Tuborg. Unirock yavaş yavaş önemli işlere imza atmaya başlıyor. Umarım bu ivmeyi devam ettirirler ve bir kaç sene sonra tamamen yerli ve güzel bir festival geleneğimiz olur. Çok dinlemesem de, bir metalcore grubunun tek başına konsere gelmesi ilerisi için umutlandırdı beni. Kişisel tercihim Machine Head (ah ah) ve hatta Trivium'un gelmesinden yanaydı bu kesimden olası bir konserde fakat onlar da daha sonra olur umarım.

Lamb of God genel olarak metalcore diye geçmesine rağmen içinde death ve thrash da barındırıyor. Benim daha önceki denemelerimdeki tek sıkıntım vokalleriydi, ki hala öyle. Brutal de değil, epey ilginç bir vokal tarzı var bana göre.

Hayvani bir metal konseri istiyorum diyenler için gayet nokta atışı olur bu konser. Ben konsere gidersem arkalardan, kenarlardan falan izlemeyi düşünüyorum ama. Son şarkıda yapılan geleneksel ölüm duvarı etkinliğine katılmaya pek niyetim yok, konsere gideceklere de uyarı olsun, aman fiziğinize güvenmiyorsanız dikkat edin Black Label şarkısı başladığında.

Bilet fiyatları 60 ve 100 lira. Biletix'ten alırsanız hizmet bedeli ile 67 ve 100 lira oluyor. Hizmet bedelsiz biletlerin satıldığı yerlerden Dorock, Hammer ve Kirke'yi biliyorum, başka yerlerde de vardır, resmi bir yazıda göremedim henüz.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Ayın Albumleri Kaldığı Yerden!

Birkaç aydır ayın albumlerini yazmayı aksatmışım, son dört ayı toptan sıralıyorum...

Kasım ayında malum Wasp’ın Konseri vardı. Ayın albumune Wasp’dan seçim yapalım dedik, aynı adlı ilk albumle Crimson Idol arasında gidip geldim ve eski olan ağır bastı: Çok sıkı albumdu be, Love Machine, School Daze, I wanna be somebody, Torture never stops, Tormentor…

Kısaca tek tabanca Blackie Lawless ve saz arkadaşları desek yanlış olmaz Wasp için, Blackie dışında bol eleman rotasyonu olduğundan kelli… Los Angeles çıkışlı olması bu şehirden aynı dönem çıkan Mötley Crüe, Ratt ve Quiet Riot’un genelde glam olarak tanınmaları ve makyaj durumlarından dolayı, Wasp’e de glam denmişti ama bence tarzları geleneksel metaldir… (Sonradan makyajsız kilo almış Elvis Presleyvari suratını görünce iyiki eskiden makyaj yapmış dedim:))

Gene ilgi çeken bir diğer konu isimlerinin açılımı: Wasp malum ABD’de beyaz anglo sakson protestan’ın kısaltması olarak kullanılır. Ancak ırkçılık suçlamalarına karşın Blackie isimlerinin We Are Sexual Perverts’ın kısaltması olduğunu söyler hep, yani “Seks Manyakları:) Aynı adlı album kapağında bu lafın yer alması dışında konserlerde de defalarca tekrarlanmıştır bu slogan. Love Machine ve Fuck Like A Beast gibi şarkı isimleri ve sahne şovları da duruma örnek…

İlk albumden sonra hepsi belli bir çzginin üzerinde üç album daha yaptılar ki öne çıkan parçalar, Wild Child, Blind In Texas, 9.5 Nasty, The Heretic ve The Real Me. Beşinci albumleri Crimson Idol ise çoğu fanları için en iyi albumleri, metal tarihinin en iyilerinden diyen de var hatta. Konsept albumlerin de en iyilerinden.

Aralıkta proto metal gruplarından Uriah Heep’in 95 tarihli Sea Of Light’ı ayın albumuydu, prog esintiler, sıkı ritmler, klasik Heep arka vokalleri ile dört dörtlük bir çalışma. Against The Odds, Tme Of Revelation, Universal Wheels, Fear Of Falling, Logical Progression ve Aerosmith’inkiyle ilgisi olmayan Dream On balad’ı özellikle muhteşem… Bu arada surrealist plak kapağı da daha çok Yes’den tanıdığımız Roger Dean tarafından çizilmiştir…

Ocakta tekrar yeni dünyaya döndük ve pek bilinmeyen San Francisco’lu Brocas Helm’den Into Glory Rıde’ı koyduk ayın albumune. Bahtsız bir Amerikan grubu. 81 de kurulup ilk uzun albumu Into Battle’ı vasat bir prodüksiyonla ancak 84de çıkarabilmişler. Ama power epik metal konusunda iyi olan Amerikan gruplarının hallicelerindendir grup.

Açılışta at efektli ve kesik ritmli harika Metallic Fury’den sonra aynı adlı efsane şarkı Manowar’ın en iyilerine rakip olacak kadar başarılı… Sonrasında da hızlı enerjik parçalarda kalite düşmüyor. Arada blues etkileri, sıkı çift gitar soloları ve harika davul atakları… Beneath a hunted moon, Ravenwreck, Into The Ithilstone diğer sıkı parçalar…

İçinde bulunduğumuz Şubat ayında ise Manowar, Manilla Road, Cirith Ungol ve Brocas Helm’in ilham kaynağı, adı gibi efsane Legend’ın From The Fjords albumunu seçtim. 3 kişilik dev bir orkestra harika müziyenlik örnekleri, ki baterist Raymond Frigon’un etkileri özellikle Brocas Helm’de belirgin. Diğer elemanlar, gitar vokalde Kevin Nugent ve basta Fred Melillo! Bunca yıldır rock, blues ve cazın yığınla örneklerini dinledim, Raymond dünyanın gelmiş geçmiş en iyi bateristlerinden biri ve bu album dışında bir çalışması olup olmadığına ilişkin bilgiye nette rastlayamadım maalesef :((… Diğer iki eleman Mercenary diye bir grupta çalmışlar ama kayıtlarına ulaşamadım. Nugent 83’de ölmüş…

Bu album sadece 500 adet basıldığından bugün metal plakları içinde en paha biçilemeyenlerinden biri… Orijinal kopyaları 1200-1500 USD’ye gidiyor. Popsike’daki en pahalı kopya 868 USD’ye alıcı bulmuş!

Genel olarak adından da anlaşıldığı üzere Iskandinavya’ya uzanıyor vikingleri ziyaret ediyoruz. Epik power metalleyiz, ama uzun şarkılardaki progressive altyapı bu tarzdan hoşlanmayanları sıkabilir. İlk parça The Destroyer harika gitar melodi introsuyla ve bitmeyen davul ataklarıyla zaten kapıp götürüyor. Sonra aksak ritmi muhteşem bas ve ataklarıyla şarkı uçup gidiyor. The Wizard's Vengeance da harika ama üçüncü parca Golden Bell gelmiş geçmiş en iyi şarkılardan biri.

B yuzu A kadar destansı olmasa da ensturmental ilk parcanın bugun shred, virtuözite kelimeleriyle anılan gitaristlerin bir numaralı ilhamı olduğu kesin. Liquid Tension Experiment tadında bu parça. Aslında bu yüz sanki sevdikleri 70’lerin değişik gruplarına atıflarla dolu. RARZ’de de bir south havası var ama şarkı oldukça hızlı. Against The Gods ve Iron Horse fusion ve jazzrock sınırlarında. Tabi bu tarzın bu kadar sertini Gary Moore ve Jon Hiseman’lı Colloseum II dışında yapana rastlamamıştım o tarihlerde. Bir de Iron Horse’un uzun bir bateri solosu var, bir studyo albumu için acaip sıradışı ve bulunmayacak bir nimet. Kapanışta albume adını veren parça ile tekrar epik metale dönüyoruz: Tam 8 dakika! Bu kadar iyi bir grubun tek albumle yokolup gitmesi acı, ama gerçek …

25 Ocak 2010 Pazartesi

Erkin Babaya Saygı!


Evet daha önce Majesty yazmıştı Orphaned Land'i. Yeni Albumleri bugün çıkıyor: Albumun surprizi ise konserlerde çaldıkları Esterabim'i Erkin Babayla birlikte kaydetmeleri. Msn'den indirilebilecekmiş üstelik, saldırın durmadan...

13 Ocak 2010 Çarşamba

Özlü Sözler IX: Mona Lemmy :)


"Poser ne demek? Herkes poserdır. Kimse kalkıp da gitar çalmaya kızlar için başlamadım demesin" Lemmy Kilmister (Motörhead)

Blog Notu: Bu lafı rastgele biri söylerse güler geçersin amma, Lemmy’nin ağzından çıkmışsa yer yutarsın:)

12 Ocak 2010 Salı

Ve huzurlarınızda Metallica!


Metallicanın kuruluş öylüsünü Cliff’i anarken vermiştik. Kaldığımız yerden devam edelim…

84 sonlarında Lisede bir arkadastan fight fire with fire’ı dinlemiş, bir bok da anlamamıştım. O zamanlar yeni albumler Turkiye'ye birkaç ay sonra gelirse buyuk olaydı! Şimdiki gibi tum dünyada aynı anda "real time online" çaat diye çıkmıyordu... FFWF o gune kadar dinlediklerimizden cok farklı, bugun hızlı sert diye tanımlanabilecek, o gunse tarif edemedigimiz bir muzik! Neyse “kıyamet” gibi ilk sarkıyı atlattıktan sonra manyak akorlar, power balad’lar falan muptelası olduk tabii ki…Tahmin ediyorum Ankara Menekşe pasajındaki ilk yerinde, sonradan aynı adla bar'ını da açacak Dorian Gray bant kayıt studyosundan doldurttum. Ya da bir arkadas doldurttu ondan kopyaladım. Sonrasında volkmen’imin degismezi oldu, derste bile acardım bunaldığımda. Binbir guclukle sarkı sözleri bulunduktan sonra ezberlendi. Dile kolay 25 yıl olmuş!!!

Albume gelince tabi sonradan fight fire’ın kıyameti anlattığını çakınca, “ulan adamlar muzikle sarkı sozu olmaksızın dahi birseyleri ifade edebiliyor” demistim!

Kill’em all, RTL’den kısa bir sure sonra gelebilmisti Dorian’a. Metallica ile bir anda malumunuz thrash patlamış, hepimiz thrash’ci olmustuk. Slayer, Anthrax, Megadeth, Metal church, Destruction, Testament, Tyrant, Metallica’nın açtığı yolda kendi kulvarlarında ardarda çıkardılar albumleri…

Açıkcası RTL’den daha sert olması, kaydın soundun daha zayıf kalması vs bu album hak ettiği ilgiyi gormedi. (Sonradan bu albümdeki seslerin cilalanmamış doğal sesler olduğunu öğrendim.) Ama sadece thrash’i ve speed’i underground kalmaktan kurtarması bile bu albume şapka çıkarmak için yeterli derim. 83’de bu albumun piyasaya surulmesi dahi başlıbaşına bir olay kabul edilmeli… Ayrıca cesur kapağı ve adını da takdir etmek lazım! Ha aslı koymadıkları ismin metal up your ass olduğunu düşünürsek light kaçmış:) Şarkı olarak aldığınızda da her ne bağladıysa çıkardığı inanılmaz gokgurultusu ile Cliff Burton’un basla ana ritmini çaldığı Seek & Destroy, ilk metal manifestolarından metal militia, resmen riffleriyle dörtnala giden suvarileri anlatan 4 horsemen gibi muhtesem sarkılar da vardı. Uzuntum, bu albumun 20. yılında -bir çok grubun yaptığı gibi-, bir 20th anniversary albumunun sarkılar yeniden studyoda çalınarak çıkarılmamasıdır:( Seek & destroy cliff’em all dan cekimleriyle seyrettigimiz ilk metallica klibi olmasından kelli kalbimizde yeri ayrıdır. Bugun youtube’da saniyede aradığını bulan genc arkadaslara bu durumu izah etmek çok zor biliyorum:)

Bir de albumun benim açımdan hazin bir hikayesi var; Sanıyorum 86 yazında K’emA plağını satın almıştım. İlk baskısı arka kapağında efsane “Bang that head…” manifestosu olanından! O gun okula karne almaya mı ne gitmiştik. Butun gun Ankara sıcağında arabanın içinde kalan plak, akşam eve gittiğimde resmen erimiş ve dışa doğru kavis yapmıştı. Aynı teknikle! duzeltebildiğim kadar duzelttim ama anca sonlardaki birkaç parca dinlenebilir hale geldi. Plak kapağı yıllarca kutuphanemin tepesinde asılı durdu. Ama her dinlediğimde plağın başına gelenleri hatırladığımdan bu albumu fazla dinleyemedim…

Devamı kimbilir ne zaman…

4 Ocak 2010 Pazartesi

Hanginizin var böyle şanlı heykeli?



Kaç müzisyenin heykeli dikildi BU alemde?
Eşsiz müzisyeni anıyoruz ölümünün 24. yıldönümünde...

REGDPL

Helloween - Unarmed


Helloween 25. yılı şerefine Unarmed derleme albümünü yayınladı. İlk başta best of gibi gözükse de, içindeki bütün şarkılar yeniden derlenmiş. Bir kere dinleyebildim, daha da dinleyeceğim gibi. Helloween metal dışı işleri çok iyi yapıyor zaten, bu da devamı olmuş. Şarkı listesi şöyle;

* Dr. Stein
* Future World
* If I Could Fly
* Where The Rain Grows
* The Keeper´s Trilogy
* Eagle Fly Free
* Perfect Gentleman
* Forever & One
* I Want Out
* Fallen To Pieces
* A Tale That wasn`t Right