27 Ekim 2008 Pazartesi

Daha Önce Yayınladığımız Ayın Albümleri (Karışık Nizam):

Saxon - Crusader: Benim en sevdiğim Saxon albumu, sound'u ve özellikle davulu, kapanıştaki tezahuratlı Run For Your Life’ı ile… Zaten tüm zamanların en istikrarlı grubuna ne denebilir ki?

Q5 – Steel The Light: Bu gruptan benim efsane MFN records’un Welcome To The Metal Zone kompilasyonu sayesinde haberdar olmuştum. Album baştan sona leziz. Amerikalı ama kolayca NWOBHM grupları arasına konabilir, artısı harika synth’leri…

Tank – Honour & Blood: Gene Welcome to metal zone’dan tanıdıgım bu sefer harbi NWOBHM grubu! Baştan sona harika bir diskografisi var, sonra detaylı yazacağım. Şu kadar söyliyim, Motorhead’e benzer Tank ama Motorhead’den daha kolay dinlenir…

Metallica – Master Of Puppets: Thrash’in zirvesi, atası, anası, herşeyi, müzik, şarkı sözleri ve ikisinin uyumu olağanüstü. Burton’lu son ve en guzel album! Ne denebilir ki, baştan sona tüm zamanlarda hemen her metalhead’in en favori albumlerinden birisine?

Savatage – Power Of The Night: Sonradan progressive senfonik çizgide harika konsept albumlerinden bahsetmiştik daha önce. Ama benim aralıksız 25 yıldır dinlediğim ilk göz ağrım Savatage albumu budur. Gene harika synth’lerle NWOBHM etkileri ile epik bir başyapıt…

Def Leppard- Pyromania: NWOBHM gruplarının en popüleri, en satanı ama metalcilerin de en yerden yere vurduğu gruptur Sağır Leopar ki daha önce ben albumleri, Ezequiel de konseri yazmıştık. Bu album MOP gibi zirvedir onlar için. Baştan sona harika parçalarla doludur…

Iron Maiden – Powerslave: Muhteşem tarzlarını bir de konsept eski Mısır motifleriyle bezeyerek yaptıkları album, benim oryantal takıntılarımdan kelli çok özel bir yere sahiptir bünyemde…

Scorpions – Blackout: Harika kapağı, sert sound’u, konserlere çok parça vermesi vs gene muhteşem bir albumle karşı karşıyayız… Plak kolleksiyonumun da nadide parçalarındandır… Vakti olan Ezequiel’in yazısına da göz atsın!

Judas Priest – Defenders Of The Faith: Haklarında yazdık , konserde kanlı canlı izledik, bu rahibin uğruna din bile değiştirilir dedik Bu album de Pyromania gibi baştan sona hit dolu. Her best of ya da Live albumlerinde farklı bir parça ile çıkar karşınıza, öteki neden yok diye hüzünlenirsiniz…

Dio – The Last In Line: Bazıları ilk album Holy Diver’ı daha çok sevebilir, benim takıntım bu albumdur. Lisede bir arkadaş hediye olarak plaktan benim CHF Sony’lerden birine çekmişti. Gene baştan sona kusursuz…

Gary Moore – Victims Of The Future: Gary abinin en sert ve baba albumlerindendir daha önce değindik buna da…


Accept – Balls To The Wall: Almanya’nın en metal grubu Udo’lu Accept’tir. Bu album de taktın mı nasıl bittiğini anlamadığın albumlerdendir… Daha detay bilgi AHA...

Manowar – Into Glory Ride: Ben hep en çok bu albumlerini sevdim. Bu albumden sonraki albumler de guzel ama Hail to England ve Sign Of The Hammer’ın soundları fazla boğuk bas, zor dinlenir. Bir de bu albumde çift gitar ve bas armoni zenginliği daha yoğun, severizzz…

Anvil – Forged In Fire: Uyduruk eski bir Basf kasetteydi. Dinlemekten bozuldu tabi. Gene eşsiz bir 80’ler klasiği…”Hard times fast ladies…”

Megadeth – Rust In Peace: Valla bunu bloga koydum mu, koymadım mı emin değilim. Friedman’lı bu album Thrash’in ve Megadeth’in en iyilerindendir ki buna itiraz eden de çıkmaz, belki hayır Peace Sells daha iyi diyebilir pek tabi…

Veee Motorhead – 1916: Ezequiel’in favorilerinden bu da. Motorhead işte: Bugun ekstrem türlerin çoğunu borçlu olduğumuz ilah Lemmy ve arkadaşlarının grubu… Levsel’in konser yazısındaki tabiriyle Hawkwind’e borcluyuz bu grubu, ya Lemmy’yi salmasaydı Brock Amca?

19 Ekim 2008 Pazar

The Poser King



Bir Exodus T-Shirt'ün eksikti, Allah belanı versin.

13 Ekim 2008 Pazartesi

Metal Sözlük # 8 : Album (plak, kaset, cd) terimleri


Müziğin popülerleşmesi 1950’lerle başlar. Bu dönemde iki yüzü bulunan plaklar (vinyl) üretilirdi. Plak terimleri, plakların çap ölçüleri olan 7, 10 ve 12’’(inç)den gelir. Plakların A ve B yüzü diye adlandırılan iki yüzü vardır. Single (tek) ve mini album / EP (Extended play, uzun çalma) olarak tabir edilen cd’lerin plak versiyonu 7’’dir. Genellikle plağın her iki yüzünde birer şarkı bulunur, ancak şarkıların uzunluğuna göre daha fazla şarkı da olabilir (en fazla 6 gördüm). Genelde albume adını veren parça A yüzünün açılış parçasıdır. B yüzündeki parça da çoğunlukla kısa süre sonra çıkacak albumde yer almaz.

Bu arada 7’’ ülkemizde 45’lik olarak bilinir. 45 de dakikada plağın dönme yani devir hızıdır! Plaklar 70’lerde yoğun olarak üretilmiş, 80’lerde kaset kullanımı ile etkisi azalmış, 90’larda CD’lerin seri üretimi ile sadece kolleksiyoncular ve DJ’ler için sınırlı sayıda basılır hale gelmiştir. 10’’lik plak artık pek üretilmiyor. 12’’lik plakları ise LP (Long play) ya da cd album olarak adlandırılabiliriz. Ülkemizde 33’lük olarak bilinirler. Kabaca plakların her yüzünde beşer şarkı bulunur, süresi de ortalama 20’şer dakikadan 40 dakikadır. Arşivimi karıştırdığımda Queen’in Greatest Hits plağının süresinin 60 dakikaya yakın olduğunu farkettim.

Konuyu kaset açısından irdelersek, boş kasetler 46, 60 ve 90 dakikadır. Ancak özel üretilen kasetler farklı sürelerde olduğundan album süresi kadar basılabiliyordu. Pederin 88’de Almanya’dan getirdiği Helloween’in Keeper of the 7 keys Pt.2 kasedinde de bonus şarkı Save Us vardı. Sonradan cd versiyonuna da eklendi bu parça. Bonus parça eklemek ilk başta az olan satışları özendirmek ya da plaktan daha pahalı olan cd’leri teşvik etmek içindi… Analog plaklardan digital CD’lere geçildikten sonra album süreleri 70 dakikanın üzerine çıkmıştır. Örneğin Metallica’nın And Justice For All albumu iki plakken, tek cd olarak yayınlanmıştı ki bu plak ve cd’nin süre kapasitesiyle alakalı.

Geçmişte single olarak yayınlanan şarkılar sonradan gruplar tarafından B-Sides (b yuzleri) ve “rarities” olarak albumleştirilmiştir. B-side, single’ın B tarafında yer alan ve genelde albumlere konulmayan, rarity ise daha önce yayınlanmamış, ender bulunan parçalardır. Grup albume süre nedeniyle ya da tarzının farklı olmasından dolayı koyamamış da olabilir…

27 Eylül 2008 Cumartesi

RIP Clifford Lee Burton!


62’de San Francisco California’da doğmuştu Burton! Anne ve babası gibi o da hipi’ydi. Kıyafetleri en dar paça olanından kot, arabası ise 72 model bir kaplumbağa! Okumayı severdi, üniversiteye de bu sebeple gitmişti.

82 sonlarında Metallica kadro kurmaya çalışırken iki elemanı ile başı dertteydi. Biri bascısı Ron Mc Govney, diğeri ise gitaristi Dave Mustaine. Birinin derdi ilgisizliği, diğerininki ise özel hayatına dikkat etmemesi. İşte Cliff 1982 yılının Ağustos ayında keşfedildi. Lars ve James, Cliff'i Los Angeles'de Troubadour’da dinledikleride, adamın bas gitar çalışından acaip etkilenmişlerdi. Sonrasında gruba katılması için çabaladı durdu ikili ve bunun için grubun San Francisco’ya taşınmasını dahi göze aldılar. Sonra grubun çıkışı başladı… Cliff bir bascıdan çok öteydi. Kullandığı wah wah pedalı ve distorsiyonlu basıyla attığı sololar ve vurduğu ritmler, bunun yanı sıra şarkılara yaptığı katkılar ve entellektuel birikimi ile Metallica’ya inanılmaz bir hava getirdi. Tabi sorunlu Mustaine’in yerine Exodus’tan transfer edilen Hammett ile de kare as tamamlandı…

Metallica her çıkardığı albumde bir öncekinden daha iyisini yaparken 86 Master Of Puppets’la zirveye oturdu. Thrash gibi agresif bir tarzla beğenilmek, yığınla album satmak, turnelerde stadları doldurmak, Pink Floyd’dan beri müzik piyasasının yaşadığı en büyük depremdi. İşte her ne olduysa MOP turnesinin Avrupa ayağında oldu ve grup otobusle Stockholm’den Lars’ın memleketi Kopenhag’a konsere giderken Cliff trafik kazasında hayatını kaybetti:-(

Cliff’in Anesthesia, Seek and destroy gibi şarkılara yaptığı katkıları düşünün ve tüm zamanların en olağanüstü albümü olan Master Of Puppets’taki izlerini… Cenaze töreninde de kendi parçası Orion’la uğurlandı Cliff son yolculuğuna… Sonrasında Metallica’nın siyah beyaz matem dönemi başladı. Grup üyeleri yaşadıkları büyük travmaya karşın, Cliff’in yerini Newsted’le kısmen telafi ederek yollarına devam ettiler. Olağanüstü bir albüm olan And Justice for all ve son düzgün sound’lu Metallica albümü (Black Album) onun anısına siyah beyazdı, albüm kapaklarından kliplerine kadar. Ve Cliff’e adanan AJFA’daki To live is to die’ın,

"When a man lies he murders some part of the world
These are the pale deaths which men miscall their lives
All this I cannot bear to witness any longer
Cannot the kingdom of salvation take me home."


Şeklindeki sözleri hepinizin bildiği üzere Cliff’in ölmeden önceki son karalamalarıydı…

Özellikle Hetfield’ın özel hayatında yaşadığı girdabın bir numaralı nedeni Cliff’in ansızın ölümüydü. Nitekim Lars gibi acaip kendini beğenmiş bir adam dahi onun ardından, "Cliff Burton Metallica gibi bir grubu, kaliteli bir grup yapan o vahşi ruha sahip adamdı. O yalnızca basçı ya da şarkı yazımına yardımcı olan gruptaki herhangi biri değildi, O Metallica'nın göğe çıkmasını sağlayan adamdı. Ölümünden sonra, Metallica ruhunu ün ve para için sattı - onun asla uğraşmak istemeyeceği şeyler için. O "Black Albüm"e ya da kahrolasıca "Load"a asla izin vermezdi. Metallica basçısını kaybettiği zaman, ruhunu da kaybetti." demişti…

Tam 22 yıl once daha 24 yaşında kaybettik onu ve çok özledik: “Ispanyol paça kotu, Misfits dövmesi, agresif çalış stili ve tabii ki distorsiyonlu basını".. Rahat uyuyasın…

26 Eylül 2008 Cuma

Icon or Poser?



Malum biz taptıklarımızı icon, bizi kıl eden müziği şöhreti için kullananları, müziği sadece görüntüden, fizikten ibaret sayanları da Poser'la etiketliyoruz blogda. Son albumle tekrar eski gunlerine donme çabasına giren Metallica'nın frontman'i James'in parmak arası terlik, trendy bermuda ve armanili alışveriş torbası bizi karışık düşüncelere itti! Icon mu, poser mı yorumu sizlere bırakıyoruz...

Fotoda Justice şarkisina yapilan uyarlama, tribun ağzıyla beste de leziz olmuş:-)

25 Eylül 2008 Perşembe

Boncovi ve saz arkadaşları!


Popmetal (!) ilahları Bonjovi ve arkadaşları ilk dönem konser afişlerinden birinde! Ortaya John abiyi koyun yakışıklı çıksın, ha diğer arkadaşlar görünmese de olur…

23 Eylül 2008 Salı

Ne kadar Yüxexes?

Epeydir müzik dergisi almıyor, Rock popun içine boca edildiğinden beri acaip seçici ve şüpheci olmuş netten süzdüğüm haberlerle idare ediyordum! Geçen Ezequiel Yuxexes aldım diyince ben de bir deneyeyim dedim. Ama moruk bir metalci olarak beğendiğimi de söyleyemeyeceğim. Güven Erkin Erkal’ı saygıyla anar, arada bir programına dikiz atar, ama dergiye para vermem…

Bir kere bu isimde iddialı bir derginin kapağına inatla piyasa rocker’ı cilalı kısa saçlı çocukların çıkarılmasına uyuzum! Adı güzel gerisi boş Gripin’den bahsediyorum illaki. Ben hala rocker diyince salaş, samimi, saçı uzun ve mümkünse abuk model olmayan kafalı insanları görmek istiyorum. İnadına tutucu, alayına tehditkarım bu konuda! Taviz de vermiyorum. Müzik piyasasında rokcu, metalci geçinen adamın da taviz vermesini kabullenemiyorum. Nejat Abilerini, Moğol atalarını feyz almayacaklarsa sittir olup gitsinler:( Mertce biz piyasa rockerıyız, rockdan yararlanır popun nimetlerini sömürürüz diyebilsinler, adam olsunlar!

Sonra derginin içeriğinde brit pop, punk vs gereksizliklerin dışında Cenk Taner, saçlarını rock için Ağırtan Tibet, nostaljik Abdullika sayfası ve Ortacgil Ustad gibi değerli şahsiyetlere yer verilmiş, eyvallah (Guven Erkin tonlamasıyla:-). Ama Ortacgil’in adı kapağa lütfen yazılmış, zor buldum:(

Bir de vahim metal hataları var: Röportaj yapan kızımızın daha Mosh’un anlamını bilmemesi, şimşek logosu ile geri dönen Metallica’nın son ASY konser posterinde hala poppy logosunun kullanılması gibi (aha bir altta son album!)… Real Metallica is back, don’t you see!!!

Neyse başlıktaki soruya cevabı siz verin, ya da sorun: Ne kadar satar?

20 Eylül 2008 Cumartesi

Şimşek logo geri döndü!

Sonunda Metallica’nın yeni albümünü çıktı piyasaya. Tahmin ettiğimiz gibi son başarısız dönemlerin aksine Metallica tekrar sound ve tarz olarak zafer yıllarına, yani 80’lere döndü. Sololar, riffler, sertlik dozunda. Album en çok Master of puppets ve And Justice for all’u anımsatıyor ki bu bile alıp dinleme gerekçesi! Yalnız yeni yetme metallica'cılar bozulabilir bu işe, anne / baba bu album çok sert diyebilirler:)

Bu album zaman geçtikçe, dinlendikçe klasikleşecek, şarap misali yıllandıkça güzelleşecek, buna inanıyorum… Şu aralar favorim All nightmare long! Bu arada albumu yorumlayanlar ya çok beğeniyor, ya da yerin dibine sokuyor. Yok mu ortası? Bence samimi olarak iyi bir şey üretmeye çalışmış grup satış kaygısı gütmeksizin. Ancak hala Ulrich’in ve Hetfield’ın zihinleri de çok berrak değil! Cliff’in ölümü, alkol tedavisi, psikolojik sorunlar, napster davası vs. yıllardır kendilerini müziğe verememelerinin bir yığın nedeni var ve bunların ancak bir kısmını geride bırakabilmişler.

Bu arada gördüğü tedaviler sonucunda kişiliği değişime uğrayan bir Hetfield var! Albumden çıkan ilk klip The Day That Never Comes’ta ben burda ne yapıyorum der gibi bir şaşkınlık içinde. Eğer Hetfield’ı da eski agresif haline döndürebilirsek harika olur:) Klip onun dışında güzel; şarkı da, uzun süre sonra atılan solo da, sade siyah beyaz album kapağı da! Bir de Can Dündar Metallica'ya bok atınca biz de cevap vermiştik, kendisi bu klibi de sözleriyle değerlendirip bir Irak yazısı daha yazarsa seviniriz!

Dedik ya şimşek logo geri döndü diye, özellikle ölümün ne kadar çekici olabileceğini öğrenmek isteyenler kaçırmasın...

19 Eylül 2008 Cuma

HAGI: Buyuk Romen dusunuru!

Daha once bize Arrows Rock anilarini aktaran Levsel’in eski bir projesi Ye$iL RecetE. Buradan 5 parcalarini dinleyebilirsiniz! Genelde sample’larla hiphop denemeleri yaparlardi bir arkadasiyla pc başında. Ama Bitli Rapunzel diye bir parca var ki sapina kadar Endustriyel Metal. Sözleri ile de blogumuzun bas kosesine oturur, kimse de kaldıramaz valla...

Önce sözleri,

OLUM – Hersey bitti
RECETE – Kicindaki et beni
ALKOL – Kotuluklerin anasi
TAKSIM – Mezarlikta halk gunu
HAGI – Buyuk Romen dusunuru
FENER – El feneri

Hagi gibi cakar, receteyi yazar, olum bizden evvel gelir, cosar, cosar...

Bitli rapunzel...


Seferberlik zamani
yedigim it olusu aklima geldi.

Kafayi koydum sepete
Sepeti sarkittim bakkala
Rapunzel’in alnina para basmis bakkal,
yanina da iki ekmek koyup...
Ceeekk...!

OLUM – Hersey bitti
RECETE – Kicindaki et beni
ALKOL – Kotuluklerin anasi
HAGI – Buyuk Romen dusunuru
TAKSIM – Mezarlikta halk gunu
FENER – El feneri

Hagi gibi cakar, receteyi yazar, olum bizden evvel gelir, cosar, cosar...

Bitli rapunzel...

Sonra kendisi...

Levsel'e ve Hagi ilustrasyonu için Sokarca'ya tsk...

15 Eylül 2008 Pazartesi