14 Temmuz 2009 Salı

Özlü Sözler III: Steve Harris (Maiden & Westham)


"Mükemmel mutluluk mu? Ailemle birlikte olmak ve West Ham’ın kazandığını görmektir!"

Blog notu: Laf aramızda Steve’e sarı kırmızı da çok yakışıyor.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Deep Purple Yaklaşırken


Ayın yirmisi yaklaşıyor, önümüzdeki pazartesi Deep Purple konseri var. Turneye ara vermişlerdi temmuz ayından tekrar başladılar. 9 temmuz İsviçre konserinin setlisti şöyle;

    1. Highway Star
    2. Things I Never Said
    3. Wrong Man
    4. Strange Kind Of Woman
    5. Rapture Of The Deep
    6. Fireball
    7. Contact Lost
    8. Sometimes I Feel Like Screaming
    9. The Well Dressed Guitar
    10. Wring That Neck
    11. The Battle Rages On
    12. Keyboard Solo
    13. Perfect Strangers
    14. Space Truckin'
    15. Smoke On The Water
    16. Hush (Billy Joe Royal cover)
    17. Black Night

12 Temmuz 2009 Pazar

4 Temmuz Dream Theater Konseri Ardından

1 hafta gecikmeli bir yorum olacak konser için fakat Dream Theater'ın müzikal performansı için pek yorum yapılamaz zaten. Ben onların tarzına bir türlü alışamayan ve sadece 2 albümlerini * * sevip dinleyen biri olarak sadece izleme amaçlı gitmiştim, o yüzden kendimi yoracak stres yapacak bir durum yoktu. Ama o da ne?! Konserin yapıldığı yer Maçka Küçükçiftlik Park'ın garip bir eğimi var. Sahneye doğru zemin eğimli, fakat tersten, yani yükseliyor. Ve sahneyi göremiyorsunuz! Konserden önce insanlar seyrek olduğu için fark edemedik fakat başlayıp grup sahneye çıkınca gördük ki sahnenin maksimum %10'u görülebiliyor. Sanırım üçüncü şarkı sırasındaydı, biz de lunaparktan bozma konser mekanımızda kenarda çarpışan arabanın kenarına çıkıp izledik konseri. Grup lezizdi, ses sistemi biraz kısık geldi, mekan zaten rezalet. Çok sevdiğiniz bir müzisyen gelmiyorsa, öylesine gitmek için asla tavsiye etmeyeceğim bir yer. Setlist ise şöyleydi;

    1. In The Presence Of Enemies Pt. 1
    2. Beyond This Life
    3. Misunderstood
    4. A Nightmare To Remember
    5. Hollow Years
    6. Caught In A Web
    7. Erotomania
    8. Voices
    9. Solitary Shell
    10. A Rite Of Passage
    11. Pull Me Under
    ------------------------
    1. Metropolis Pt. 1 / Learning to Live / A Change of Seasons



09 Temmuz 2009 Perşembe

Metal Church Bıraktı


To all of our fans and friends...

We regretfully announce that Metal Church is calling it quits.

The performance at Rocklahoma will be our last show. We have had to cancel the shows scheduled for August and that, among other things, has led us to have to make this decision.

There has been far too much frustration and disappointment in trying to keep moving forward. The collapse of our record company, SPV, has made it next to impossible for us continue in any kind of professional manner due to lack of tour support. This decision was not made lightly.

We do have unfinished business in the studio, and with any luck we will have something that will be of interest to Metal Church fans in the near future.

We would like to thank all the fans that have stuck with Metal Church through all these years, the line-up changes and the ups and downs.

We can't tell you how much your support has meant to us, we appreciate each and every one of you.

It's been a great ride... thanks for being a part of it.

Metal Church

8 temmuz güncellemeleri:

We'd like to clarify one thing...

The situation with SPV is NOT the reason that we have decided to stop, it is just one small part of the trouble this band has had in trying to keep going. SPV has always been great to us, and it's very sad that they are not going to be around in the same capacity anymore.

Our original statement didn't make that point clearly, and we apologize to SPV for any confusion.

-----------------

Çok içinde olmadığım, yeni yeni dinlemeye başladığım bir gruptu, efsane olmasına rağmen. Heavy Metal o kadar büyük ki, o kadar kaliteli grup var ki onlarca, benim gibi genç bünyeler yetişmeye çalışana kadar bitiyor bazen böyle...

08 Temmuz 2009 Çarşamba

R.E.G.D. (Rahat Edesin Gittiğin Diyarlarda) Midnight!


Bugün Crimson Glory vokalisti Midnight’ı böbrek ve karaciğer yetmezliğinden 47 yaşında kaybettik. Deli gibi içtiğini söylemeye gerek yok! Queensryche benzeri müzik yapan ve aynı adlı 86 ve 88 tarihli Transcendence albumleri ile süper iki yapıta imza atan Crimson Glory, daha sonra düşüşe geçmiş, Midnight da 3. album sonrası solo takılmıştı. Her iki albumun vokalisti de asıl adı John Patrick Jr. McDonald olan Midnight’tır… Harika bir sestir…
Daha detay bilgi için tıklayın!..

Rahat edesin gittiğin diyarlarda…

Veda parçan ilk albumunden Azrael olsun!

“Fly on the wings of glory
Burn in the depths of hell
Your life creates the doorway
Death holds the key”

Ya da Transcendence albumunden şu sözlerle uğurlayalım seni ebediyete…

“In death I've found the answer
In death I live again
Fear not the reaper's blade
It does not mean the end
It never really ends"

02 Temmuz 2009 Perşembe

Ayın Albumu Temmuz


Temmuz'da Purple konseri de olunca baba metal albumlerinin atalarından In Rock'u koymak farz oldu ayın albumune:-) Machine Head'la kapıştı, burun farklıyla önde bitirdi yarışı...

Speed metalin ilk örneklerinden Speed King ve scream vokal örneklerinin ilklerinden Child In Time'la bu album dinlenmez, yaşanır:-)

01 Temmuz 2009 Çarşamba

Punk ölümsüz değildir, sen ben gibi fanidir!*


Girişi bir kitapla yapalım; Metin Solmaz’ın yazdığı Rock Sözlüğü, hem blues ve rock’ın kısa tarihi, hem de sıklıkla kullanılan terimlerin açıklamaları ile küçük ama işlevsel bir kitap! Bu kitaptaki bir cümle benim arayıp bulamadığım olduğundan direk çalıyorum: “Rock alternatifsiz bir müzik türü olduğundan alternatifini de kendi içerisinden çıkarmıştır: Nedir o? Alternatif Rock!” Yani bilinen adıyla Punk!O halde punk’ın önce rock sonra da metalle çekişmelerine geçelim…

İlk kapışmaları 70 ortalarında yaşanır; Dönemin hakim rock grupları, artık virtüözite sınırlarını iyice zorlamaya, albumlerde yaptıkları uzun parçaların dışında konserlerde zaman zaman doğaçlama uzun sololara yer vermeye başlarlar. İş, rock’un jazz’laşmasına yol açınca bu durumdan hoşlanmayan rocker’lar ciddi tepki verir. Bahsettiğimiz gruplar sadece uzun parçalar yapan progresif ve senfonik rock grupları da değildir; Deep Purple, Led Zeppelin gibi hard rock grupları da konserlerde alır başını gider. Sonuçta uzun parçalardan, kompleks melodilerden sıkılan müzikal bilgi ve kulak fakiri bir güruh daha basit, daha kısa ama gene 4,5 kişilik rock gruplarınca yapılan bir müzikle tepki verir. Bir anda kulüplerdeki rock gruplarının yerini garip aksanlarla şarkı söyleyen, garip kıyafetli punk adı verilen bu gruplar alır. Kökeni rock‘n roll’a dayanan bu müziğin özellikle vokal melodisi tekdüze ve renksizdir. Ramones gibi en sevilenlerinin de bizzat itiraf ettiği üzere gitar çalmayı bilmezler ki buna ihtiyaçları da yoktur:-)

İşte rock’un fazla sanatlaşması sonucunda karşı devrim gerçekleşmiş, kaliteli müziğin yerini bu defa en kalitesizi almıştır. Britanya sene 76! Artık bar ve diskolarda bu müzik çalmakta, harbi rock grupları çalacak yer bulamamaktadır. Allahtan bu akım fazla sürmez, ancak üç yıl kadar dayanılabilir bu kötü müziğe. Bu sefer rock grupları isyan ederler. Sonrası hepinizce malum: Heavy Metal ortaya çıkar. Neal Kay’ın kulübü Soundhouse’da Iron Maiden’ın ilk ciddi album kayıtları yapılır. Samson, Def Leppard, Saxon, Blitzkrieg, Diamonds Head ve daha yuzlerce grup bir anda müzik piyasasına doluşur. Yıl 79, yer hala Britanya! Ancak ilk dönemki hatalardan ders çıkarılır ve şarkı süreleri kısaltılır. Popüler müziğe çok daha yakın bir müziktir heavy metal 70’lerdeki öncüllerine göre. Ama gitar solosu, kaliteli bateri geçişleri, epik müzik, şarkı sözlerine önem verme gibi konulardan asla ödün vermez. İşte bu döneme New Wave of British Heavy Metal denir ki bizde blogda en azından on kez yazdık bunları:) Yeni dalga aynı zamanda punk gruplarının 80lerinin populer sounduna yakın tarzının da adıdır. Yeni dalga terimini Heavy Metal punk’tan çalar ve 70’lerdeki öncüllerinden farkını da ortaya koyar: Daha sert, daha hızlı ama daha kısa…

Peki bu müzik döneminde neden British vurgusu var? Daha önce değindiğim üzere, Heavy Metal terimini 70’lerde icat eden dergi editörlerinin Amerikalı olmalarından ötürü British vurgusunun yapıldığı kanısındayım, ama emin de değilim… Bilen varsa yazsın hepimiz öğrenelim:-)

79’dan itibaren bu kez punk grupları kulüp ve barlardan dışlanacaktır. Punk’ı bitiren müzik olması nedeniyle punk dinleyicilerinde acaip bir metal düşmanlığı baş gösterecek ve asla bitmeyecektir. Bugün bu nefretin ülkemizdeki tipik örneğini Radyo Eksen’de görebilirsiniz!

79’daki ivme eski proto metal gruplarını da olumlu etkiler ve ardıardına gelen albumler ve sound’larındaki sertleşme ile onlar da metal konvoyuna eklenirler. Bundan Ezequiel 80 albumlerinde, ben de ilk yazımda bahsetmiştik. Hatta 70’lerin bazı rock grupları dahi en sert albumlerini bu dönemde çıkarırlar. Yes’in 90125’i, Pink Floyd’un The Wall’u, King Crimson’un Red’i, hatta Police’in Synchronicity’si…

* Yazı başlığı, “Punk’s not dead” diyenlere ithaf olunmuştur… Punk ölmüş müdür? Hayır yer altına inmiş, sırası gelince brit pop ve grunge’le form değiştirmiş, tekrar metalle aşık atmaya kalkmış, ancak metalin kötü türevleriyle dahi başedemeyip layık olduğu yere girmiştir. İkinci kapışmayı sonraya bırakalım. Üçüncü kapışmayı da merakla bekliyoruz metal kafalar olaraktan:)))

22 Haziran 2009 Pazartesi

Özlü Sözler II: Jimi Hendrix


"İnsanlar metropollerde salamura gibi üst üste yığılmış yaşıyor, gürültülü müzik yaparsam belki ayılırlar diye düşündüm"

Blog Notu: Distorsiyonun babası Hendrix'i saygıyla anıyoruz.

16 Haziran 2009 Salı

Jon Oliva's Pain Konseri



Aylardır bekliyorduk konseri, biletler çıktıktan bir süre sonra da aldık kenara koyduk. Gündüz Kalamış Galatasaray Tesislerin'deydim, oradan sarı Çıldırın t-shirt'i ile geçtim konserin yapılacağı yere, ilginç bir tercih ama hem Savatage veya Jon Oliva's Pain t-shirtim yoktur hem de ben bazen böyle çapraz giyinmeyi seviyorum. Metallica t-shirt'i ile Nevizade'de RE RE RE çekmek veya 100. yıl t-shirt'i ile DoRock'a gitmek hoşuma gidiyor.

Neyse, Balans ufak bir yer, koridor gibi bir yapısı var, burada nasıl konser olurki diye düşünüyordum fakat Jon Oliva bayırda konser verse götürür bu işi. Bu konserde ön planda olan zaten mekan veya ses kalitesi ile grubun performansı falan değil, samimi olmaları. Efenim o kadar konsere gittim böylesini görmedim muhabbeti değil de, gerçekten kendi çapımda gittiğim konserler arasında en samimi konser budur sanıyorum. Evet zaten mekan küçük, güvenlik falan da yok elimizi uzatsak değecek (uzattık zaten o da uzattı bir ambiyans oldu o sırada) bir durum vardı ancak bizim mabette 50bin kişiye de konser verse bu adamlar yine aynı samimiyeti yakalardı seyirci buna eminim. Özellikle Jon Oliva ve John Zahner(klavye) bu konuda en çok ön plana çıkan isimlerdi.

Jon Oliva çok ilginç biri olduğunu gösterdi konserde. Evet bir kişiyi sadece sahnede görüp onun nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu kestirmek saçma, fakat sahnede yaptıkları şaklabanlıklar onda çocuksu bir neşe olduğu izlenimini uyandırdı bende. El kol hareketleri, şakaları yapması, havlusu veya atılan pankart ile gözünü bağlayıp öyle çalması, seyirciden sigara çalışanlardan içki istemesi ve bunları yaparkenki tavrı beni bu düşünceye itti. Ha memnun muyum? Tabiki evet, içinden geldiği gibi davranıyor adam. İnsan konserden sonra şunu yakalasam da akşam iki üç saat demlensek muhabbet etsek ne eğlenceli olur diye düşünmeden edemiyor.

Konsere city beneath the surface ile girdiler, daha sonra sirens ile devam ettiler ve ben aklımın ilk parçalarını buralarda yitirmeye başladım. Artık iş stresi mi başka stresler mi bilmiyorum çok dolmuşum, 2008'deki büyük konser hariç izlediğim hiç bir konserde kendimi böyle hatırlamıyorum. Seyirci hemen hemen bütün şarkılara, özellikle savatage şarkılarına hakimdi. Şarkı sözü konusunda pek iyi durumda olmayan ben bütün olarak eşlik edemedim şarkılara fakat geri kalan seyirciler, özellikle bizimle önlerde yer alanlar, baştan sona söyledi çoğu şarkıyı. the hounds çok çok sevdiğim bir şarkıdır, bizden önceki setlistlerin bir kısmında vardı o yüzden büyükbeklenti içindeydim ve çalınması ile yaptığım headbang kendini zıplama, tepinme, bağırma ve diğer yanımdaki tanımadığım kişilerle sarmaş dolaş olmama neden oldu. Believe çalması çok özel bir andı. Bildiğim kadarıyla Criss Oliva için yazılan bir şarkı, herkes eşlik ediyordu zaten hatta hüngür hüngür ağlayan biri hemen önümdeydi. Tonight He Grins Again, Gutter Ballet, Edge of Thorns, Jesus Saves ve When the Crowds Are Gone 3 gün geçmesine rağmen hala boynumun ağrımasına sebep olan şarkılardı. Ve değişmeyen şekilde Hall of the Mountain King ile bitti konser herkes de bunun bilincinde son kalan enerjilerini bıraktı. Herhalde şarkı birkaç dakika daha uzun olsa ön sıra tamamen Jon'un yanına çıkacak konseri öyle bitirecektik.

Setlistin Jon Oliva's Pain olan kısmını pek hatırlamıyorum, ekşisözlükte eloy86 nickli arkadaş yazısında çalan şarkıları yazmış tamamen, sırası aynı olmayabilir ancak doğru bir liste;

City Beneath the Surface
Sirens
Through the Eyes of the King
All the Time
The Hounds
Heal My Soul
Maniacal Renderings
Tonight He Grins Again
Chance
Gutter Ballet
Edge of Thorns
Walk Upon the Water
Believe
Sleep
Jesus saves
When the Crowds are Gone
Hall of the Mountain King

Metal Art II


Tamam bu Maiden'ın A Real Live One albumunun kapağı,ama inanması güç ama bu bir grafiti!!!