15 Aralık 2010 Çarşamba

Elveda Cehennemlerin En Sevimlisi!


Epey kastim ilk seyrettigim maci hatirlamak icin. Sanirim 86-87 sezonu Diyarbakir maciydi. Okul tatilinde Istanbul'a gelmis, karli bir havada 3-0 yenmistik gibi kalmis hatirimda... 87'den sonra uni icin Istanbul'a geldim ve yiginla mac seyrettim. Avrupa Kupasi maclarini ise Canaydin donemine kadar hic kacirmadim. En sikintili donem CL'de gol atamadigimiz ilk yillardi bana gore. Ama kolay kolay hic bir takima nasip olamayacak kadar cok zafer yasadik, hem Evropa hem de Turkiye'de... Tromso macinin yasini ise birkac gun tuttum:-(

87'de Trabzon maci sonrasi cikan kavgalarda yanlislikla sivil polise saldirinca silahini suratima dogrultmustu, ne topuklamistim ama sonra:)) Gene bu yillarda bir TSYD macinda hareket cekerken yumrugum komserin yuzune denk gelince disari atilmistim, maci eski acikta tamamladim...

İlk kombinemi 96-97'de aldim, ta ki bu seneye kadar! Numaralida bir maci enisteyle izledim ama hatirlamiyorum. Yeni acikta iki dehset mac 88'deki Rapid ve Nosetel maclarini izledim:) Kapaliya yetmemisti param:( Teberrulu bilet fiyati acigin 8 katiydi!!! Alpaslan Dikmen tribununde de bir sezon kombineli takildim genclerle. Onun disinda kapalida cogunlukla GALATASARAY’ın RAY'ının altinda 26. sıra 71 nolu koltukta takildim. Ya da oralarda... Bir de dergide calisirken saha icine girmistim CL macinda, az daha benim yuzumden kulup ceza yiyordu:)) Sonucta her tribununde yer almisim en azindan…

Elveda,
Arif'in gogus istopu, Tanju'nun Rapid'e 2 m’lik yarma uzerinden ve Nosatel'e attigi kavisli goller, Tutuneker'in Yamuk yuruyusu, prekazinin konclari, Mami'nin HIRSI, Aslan yurek Rasit'in kanli dizi, Wunderbal Derwall (RIP), mac sonrasi basket anonslari ve Sergiye yuruyerek giderken yolda Mc Donalds Taksim molasi ve patlatmasi, yeni acikta dizi dizi davullar, Dakka 90 gol Hasan, Ugur'un Frankfurt'a attigi gol ve kapalidan ucan davul, Hayrettin'in Roma'dan yedigi rezil gol ve Papin'in kontralari, Kubi'nin mantar takima frikikten taktigi, Tugi'nin gol sevincleri, Cantona'nin pano tekmelemesi, Imparator FT, bermuda seytan ucgeni, Hakan'in presi ve kafa golleri, Vedat'in isirigi, Buyuk Kaptanlar ve Kucuk Kaptan, Amigo Mehmet Abi, Laylaycilar, Alpaslan Dikmen, uA, koreolar, Orjin kofte, ASY sokak, Opet ve Burger King tuvaletleri, KAPALI ve tabii ki kirik koltuklar;

Hepinize elveda:-(

Ne maclar yasandi,
Dunya cehennemi senle yasadi!
Elveda Sami Yen,
Artik gorusemeyiz yeniden:-(

11 Kasım 2010 Perşembe

Özlü Sözler XII


"Onların yaptığı müziği beğenmiyoruz. Zaten gitarla yapılan müzik yakında yok olup gidecektir" Decca Müzik Şirketinden bir yetkili Beatles ilk çıktığında yumurtlamış bunu…

Blog Notu: Hasktir ordan…

19 Ekim 2010 Salı

Levsel'le Söyleşi!

Evet Levsel’in dehşet başarılı Nevizade Geceleri ve Ölüm Varmış yorumlarını koymuştuk bloga. Bu kez kendisiyle söyleşeyim derken iş büyüdü ve söyleşi GS dergisi Ekim sayısına giriverdi. Blogda da bulunsun diyerekten…

Önce kısa bir giriş: Levsel, Galatasaray aşığı olmanın yanında amatör bir müzisyen. Bir sürü gitar, davul ve karmaşık ekipmandan oluşan ev stüdyosunda yapıyor çalışmalarını. Alıyor GS tribün bestelerini, önce elektro gitarla çalıyor rifleri, sonra davul ve vokali harmanlıyor, ortaya alternatif heavy rock tadında eşsiz Nevizade Geceleri ve Ölüm Varmış yorumları çıkıveriyor…

Ve söyleşi:

- Levsel, müzikle ilgili çalışmalarından kısaca bahseder misin ?
Lise gruplarından sonra üniversite döneminde Taksim’deki çeşitli barlarda farklı gruplarla rock’n roll ve blues çaldım. O aralar yine kendi keyfimize göre daha sert müzikler yaptığımız beste grupları da oldu. Bir yandan da evde kendim bir şeyler yapıyordum. Sonra Amsterdam’a taşındığım vakit bir gruba dahil oldum. Bir E.P. çıkartıp konserler verdik. Şu an tekrar İstanbul’dayım ve yine birden çok grupla beraber çalıyorum.

-Nevizade geceleri, Ölüm Varmış gibi Galatasaray tribün şarkılarını, daha doğrusu bestelerini yorumlama fikri nasıl oluştu?
Yine Amsterdam’dayken, Amsterdam dışında Amstelveen’de bir arkadaşın evinde 2008 yılında Ali Sami Yen’deki Fenerbahçe maçını izledik. Nonda’nın kafasıyla kazandığımız maç. O maç bitti ben kendimi sokaklara attım, biraz içkiye de abanmışız sağa sola bağırıyorum, Fener’e çakmışız, şampiyonluğu yarılamışız, kolay değil! Sokakta çıt yok tabi, ufacık bir yer Amstelveen. Delirecem, yapıştım telefona İstanbul’u arıyorum önüme geleni, maç muhabbeti yapıcaz, galibiyetin tadını çıkarıcam! O an çok fena koydu gurbette olmak, şimdi dedim Sami Yen’de olmak vardı. Yutkunup eve gittik yapacak birşey yok. O aralar bayağı koymuştu Galatasaray’dan, İstanbul’dan, Galatasaray’lılardan uzak olmak. O dönemler düştü aklıma Galtasaray şarkıları yapmak yanlış hatırlamıyorsam.

-Nedir gurbet taraftarlığı, anlatsan?
Gurbet taraftarlığı sıkıntılı. Coşuyosun kuduruyosun bir ayar verebileceğin, ayar alabileceğin adam yok! Hani var tabi de, olduğu kadar. Bir Fener’liye bile hasret kalıyorsun ki giydiresin! Gerçi o 2008 şampiyonluğunu kanallarda bir tekneyle gezerek kutladık, bayağı bir inlettik Amsterdam’ı, o eğlenceli oldu.

- Galatasaraylılığın aileden mi geliyor?
Maalesef değil, babam Fenerbahçeli. Ama kendini bilmez olanlarından değil, Fener’li olduğundan çok futbol taraftarıdır. Oturup güzel maç izleriz beraber. Denizli – Fenerbahçe maçını izlerken Appiah’ın topu dışarı vurduğu pozisyonda benim dizlerim boşaldı, yere düştüm, nabız falan düştü, bir şeyler oldu. Peder bey maçı, şampiyonluğu falan bırakıp beni mutfağa taşıttı, maç bitene kadar orada tuttular beni. Gerçi maç bitti haberi geldiğinde yine ayılıp bayıldım o ayrı. Ben kendimi bildim bileli fanatik Galatasaraylıyım bir şekilde. Ankara’dan İstanbul’a taşındığımız günü hatırlıyorum, tam bizim 1987’de Eskişehir’le oynadığımız şampiyonluk maçı bitmiş, köprüden geçiyoruz, belediye otobüslerinin o küçük camlarından insanlar sarkıyor ellerinde bayraklarla şampiyonluğu kutluyorlar. İstanbul’a taşındıktan sonra okulum Florya’daydı, çekiyor demek bir şekilde. Yine ilk çalıştığım ofis Ortaklar Caddesindeydi, stadın dibindeydim. Takım otobüsünün geldiğini görür sonra giderdim maça. Hayatımın en mutlu günlerinden biri, takımın Atatürk Havaalanı’na Uefa kupasıyla indiği gündür.

- Kombinen var mı ?
Kombine hiçbir zaman almadım, yeni açık biletimi alır giderim maça. Bizim tayfayla sokakta içeriz, sonra ayrılırız ben yeni açığa geçerim, onlar kapalıya. Pardon, olimpiyat stadı senesinde vardı kombinem, kale arkasındaydım, almayanı dövüyolardı.

-Tekrar müzik! Nevizade Geceleri Rock versiyonunu Hollanda da mı yaptın ?
Evet Hollanda’da, Skibbe döneminde yapmıştım yalnış hatırlamıyorsam. Evde bir odaya doldurdum gitarları amfileri, bir laptopla hazırladım. Alet edevatın büyük kısmı İstanbul’da olduğu için kötüydü o kayıt. Sonra koydum youtube’a, millet çok sevmiş. Sırf benim yayınladığım yerlerde bayağı tıklandı, bir de insanların alıp koyduğu yerler de var. Bayağı bir yayıldı. Bir gün resmi sitede, bir gün forma tanıtımında kullanılmış. Zaten derdim de buydu, insanlara ulaşsın, gece kafayı çeken Galatasaraylılar coşunca açsın dinlesin, söylesin. Geçen ay da Ölüm Varmış Korku Varmış’ın rock versiyonunu yaptım, saldım internete. O da Hollanda’dan kalma bir fikirdi, buraya döndükten sonra yapmak kısmet oldu.

-Besteleri neye göre seçiyorsun , neden bu ikisini seçtin?
Bir kere Galatasaray ve Galatasaraylılık ile ilgili olan, Galatasaray’ı sevdiğimiz için söylediğimiz besteleri seviyorum. Diğer takımlara söylediğimiz besteleri değil, kendi takımımıza. Sonra kafamda rock formatında bir kuruyorum şarkıyı, iyi bir rock riff’i de gelirse tamamdır.

-Ölüm varmış korku varmış’ın kapanışındaki son paragraf tribünde söylemediğimiz bir kısım, ama çok da hoş olmuş bu haliyle…
O kısmı çok sıkı Galatasaray’lı olan bir arkadaşım yazdı, sözlerin samimiyetine çok inandığım için koydum.

-İki şarkıda da laylaylı bölümler var, seyirciyi pardon dinleyiciyi acaip galeyana getirici…
Var. Ben yazıyorum o kısımları. Lay lay bizim tribünde önemlidir. Tezahüratın pek coştuğu yerdir nihayetinde orası. Taraftar görevini yapar sözleri söyler, lay lay kısmında da eğlencesine bakar. Tezahüratta laylay esastır. Suratta acımsı ifadeyle söylenir.

- Başka tribün bestelerine de el atmayı düşünüyor musun?
Bir iki tane kendi yazdığım Galatasaray şarkısı var, fakat ben tribünün hali hazırda severek söylediği besteler üzerine bir şeyler yapmayı seviyorum. Aklımda yeni bir tane var ama bilmiyorum ne zaman yaparım.

- Tribünün profilini düşünürsen bu sert ve farklı tarzın sevileceğini düşünüyor musun ?
Valla ben Nevizade’yi yaparken hiç bu kadar sevileceğini beklemiyordum. Bizim bestelerin büyük coğunluğu ‘demode pop’ dediğimiz örnekler üzerine söylenmiş şeyler. İnsanlar o tona daha alışık tabi.

- Peki ileride bu iş nereye gider, kafanda neler yapmak var?
Tribünde severek söylediğimiz 8-10 bestenin rock versiyonlarını güzel bir prodüksiyonla bir cd’de toplayıp, taraftar albümü gibi Galatasaray’lılara ulaştırabilmeyi isterim. Bu yeni kaydı (ölüm varmış) biraz daha düzgün hazırladık, fakat video siteleri kaliteyi düşürerek yayınlıyorlar. Daha düzgün dinlenebilmesi için mp3 formatını da koydum gerçi. Düzgün bir prodüksiyonla bir cd hazırlansa, GS Store’da bulunabilse, stadda çalınsa... Daha da ne isteyeyim?

Not: İlk iki foto dergiden Tuncay Şen'e aittir...

Üzümümün resmini çizebilir misin Beavis?

13 Ekim 2010 Çarşamba

Klibal Enfessiyon III


Isvicre'den cikan en basarili gruplardan Krokus. Bu klip de seyrettigim en eski konulu kliplerden... Sarki da super, evet karşınızda Screamin' In The Night!

4 Ekim 2010 Pazartesi

Cloven Hoof: Toynaklı Metal Grubu:-)

Epeydir NWOBHM grubu tanıtmamışım:( Anadolu takımlarını tutanlar bu grubu pek sevecek: Neden? Çünkü bu arkadaşlar kuruldukları Wolverhampton şehrinin takımı Wolves’u destekliyorlar da ondan… Bir de isimleri ilginc: Hoof toynak demek ki direk keçi çağrışımı yapıyor. Keçi malum şeytanı simgeliyor çoğunlukla, Angel Witch ve Venom gibi NWOBHM gruplarında da bol bol rastlıyorduk album kapaklarında… Cloven Hoof ise keçi toynağını andıran bir çizme türü, yani grup bu adı koyarken biraz Twisted Sister vari bir mizahi yaklaşım sergilemiş sanki…

Cloven Hoof’un hikayesi 82’de ilk demoları ile başlıyor. Sahaya dizilişleri şöyle:

David Potter - Vocals
Steve Rounds - Guitars
Lee Payne - Bass
Kevin Poutney – Drums

İlk şarkı ritmik ve tipik bir NWOBHM parçası That’s the way, arkasından 8,5 dakikalık Return Of The Passover. Oryantal ve progresif introsundan sonra doom riffleriyle ilk baba Cloven Hoof parçasıdır kendileri. Road of Eagles ilk power metal örneklerinden grubun, nakaratı ile öne çıkıyor. Son bölümdeki epik kısım şarkının zirvesi. Demo’nun son parçası A piece of the action da That’s the way gibi sadece bu demoda yer alıyor en zayıf parça ancak genel olarak çok iyi bir demo...

Aynı yıl çıkan Gates Of Gehenna EP’si ile grup hızla tanınır. Açılıştaki aynı adlı şarkı grubun en iyi parçalarından… Intro sonrası dehşet doomy bir akor, üstelik epik bir NWOBHM örneği… Bu parçanın içinde tempo düştükten sonraki bölüm de çok güzel, tabi Potter’ın melodik çığlıkları da. Solo sonrası ilk bölüme geri dönüyoruz. Kapanışdaki Starship sentinal inişli çıkışlı keyifli bir parça. Storm rider ise hızlı tempolu. Bu EP grubun en değerli plağı, 150 $ civarında ediyor…

84’de grubun ilk uzun LP’i grup adıyla yayınlanıyor. Açılışta Cloven Hoof adlı parça adına yakışır bir beste olmuş, epik! Arada ağır melodik bir bölüm… Bu bolumun echo echo kısmı direk megadeth’den * peace sells’in rifi. Son bölüm vokallerle falan gene epik ve 7 dakikalık parça farklı bölümlerle bir solukta dinleniyor ve grubun en begendigim parcasi. İkinci şarkı Nightstalker aslında Cloven Hoof olmadan önceki grubun da adı. Bu albumun şarkılarının ilk ham halleri Nightstalker demosunda varmış ama nette rastlayamadım, haliyle de dinleyemedim. Parca orta şiddette. March of the damned klasik müziği hatırlatan baterisiz bir intro, hemen arkasından harika Gates Of gehenna! Diger parcalar da gayet iyi. Laying Down The Law nakaratı ile öne çıkıyor. Son parça ise ilk demoda bahsi geçen Return Of The Passover. Sonuçta bu album her metalcinin arşivine katmaya uğraştığı LP’lerden…

86 tarihli ikinci LP Fighting Back grubun vasat albumu. Bu albumle power metal çizgisine yaklaşıyor grup ve vokale Rob Kendrick geciyor. Açılıştaki Reach For The Sky açılış rifiyle bir Judas’a selam çakıyor ama monoton bateri ritmi ile zayıf kalıyor. İkinci parça The Fugitive solosu ile daha iyi ama baterist gene bayık. 3 Tom Jones cover’ı Daughter Of Darkness. O dönem metalcileri kıl ettiklerine eminim, yorum ise gayet başarılı ama melodik yapı metale uygun düşmüyor. Tarkan’ın parçasını çalan Alamancı grup nasıl yuhalanmıştı konserde hatırlayın. Albumun iyi parçaları ise 8 dk’lık Heavy Metal Men Of Steel ile Raised On Rock. Tamamı yeni şarkılardan oluşan bu albume sahte seyirci efektleri eklenip konser havası verilmeye çalışılması ise çok absurd olmuş… Bateri ise Pountney tarafından degil de sanki dramme$in ile calınmış adeta :-)

Sonraki album 88’de çıkan Dominator! Gene çok özgün değiller, gitarlar Judas Priestvari. Power metal tarzları ise daha oturmuş gibi… Önceki çakma live’dan iyi, ilk albumden ise kötü bir album denebilir… İlk demonun süper parçası Road Of Eagles, yeni solist ve cilalanmış haliyle bu albumde parıldıyor… Fugitive ve Reach For The Sky da diger iyi parcalar…

Ve 1989’da Sultan’s Ransom çıkıyor. Hemen her otorite bu albumu grubun en iyisi olarak gösteriyor… Ben de Ekim ayının albumu olarak seçtim! Baştan sona başarılı, Helloween ve Alman power metal hastaları dinlememişse bulsun dinlesin. Albumun super parçaları, Astral Rider, Forgotten Heroes ve Mistress Of The Forest. A yuzu kapanış parçası oryantal 1001 nights’da Sultans bol bol geçiyor.

Son albumleri 2006’da çıkan Eye Of The Storm. Saund fazla 2000ler ve Amerikan olunca pek dinlenir olmamış. Vokalde Matt Moreton diye yeni bir eleman. Grupta eskilerden bir bascı Lee Payne kalınca saund, tarz falan da kalmamış… Inquissitor ve Eye Of The Sun gibi iyi parcalar kötü saund da çuvallamış…

2008’de best of adı altında eski ve yeni parçaları şu dizilişle

Russ North - Vocals
Ben Read - Guitar
Lee Payne - Bass, Additional Keyboards & Guitar
Jon Brown – Drums

Çıkardılar. Russ North’un dönmesi önemli grup adına ve Eye Of The Storm’daki saund düzelmiş. Gayet iyi çalmışlar parçaları, en dikkat çekense geri vokaller. Zaman zaman iki ayrı kanaldan iki ayrı geri vokalle şarkılar oldukça zenginleşmiş, bu arada yakında çıkacak yeni albumun şarkısı Kiss Of Evil da var. İlerde part 2 su da gelebilir ama Cloven Hoof dışındaki önemli parçalar bu albumde! Gates Of Gehenna yorumu orjinalinden daha iyi diyelim bir de meraklısına…

* Mustaine’in de NWOBHM dinledigine kanaat getirebiliriz…

Metal Art IX

3 Eylül 2010 Cuma

Big 4 DVD'si satışta!



Konsere gelemeyenlere teselli ikramiyesi:)

27 Ağustos 2010 Cuma

En pahalı albümler I:

Evet nette çeşitli siteler var pahalı plak satışlarını listeleyen. Daha önce bahsettiğim popsike ya da musicpriceguide gibi…

Ben de en pahalı NWOBHM plaklarını sıraladım; Bu arada NWOBHM yazılıp aslında bu kategoriye girmeyenleri ayıkladım. Onları Heavy Metal olarak II. Bölümde ayrı listeleyeceğim…

1) STORMCHILD Rockin' Steady RARE PRIVATE NWOBHM 7" USD 3.340
2) MARQUIS DE SADE '81 Rare NWOBHM 7" USD 1.555
3) WIDOW - S/T - UK ORIG 1983 LP NWOBHM / PROG ROCK USD 1.383
4) MARQUIS DE SADE 1981 NWOBHM 7'' PS USD 1.358
5) RITUAL - 'WIDOW' - UK ORIG 1983 LP MEGA RARE NWOBHM USD 1.350
6) DEF LEPPARD - '78 RARE 1st Press NWOBHM 7" EP RED LABEL USD 1.275
7) RICOCHET MIDAS LIGHT 7'' 1980 LISTEN!! USD 1.193
8) TYRANT - 'Hold Back The Lightning' Rare NWOBHM 7" USD 1.068
9) BIG DAISY - 'FEVER' 7" SINGLE, SERIOUSLY RARE NWOBHM !! USD 1.039
10) WIDOW - S/T - UK ORIG 1983 LP NWOBHM / PROG ROCK USD 1.038

Genel bilgiler;

- Fiyatlar her gün artıyor. Yüksek fiyatta belirgin faktörler, sınırlı sayıda basılmış olması ve ilk dönemde yani 80 başlarında çıkması
- Listede sadece bir adet LP var, gerisi single yani 45’lik ve bu grupların ortak noktaları bu single dışında resmi album yayınlamamış olmaları
- 6 aydır izliyorum, haliyle sürekli artıyor fiyatlar. 10 yıl sonra açık artırmalar Sotheby’s de falan yapılabilir…

İlk sırada Stormchild var açık ara önde. 80’de Bolton’da kurulan grubun Rockin’ Steady single’ı dışında yayınlanmış bir şarkısı yok! Cesur bir sinth introsu sonrası ritmik AOR tadında bir şarkı, gayet keyifle dinleniyor. Vokalist pek tiz seslere inemiyor ama şarkı genel olarak başarılı… Bu arada ilk solo da gitar degil sinth’den geliyor ve bence daha vurucu olabilirdi. İkinci solo gitarla ve daha başarılı! B yüzü şarkısı Last Night bence daha güzel. Daha önce tanıttığım Saracen tadında. İkinci bölümde hızlanıyor ve sinth solosu var, ama gene zayıf bir solo. Ardından gitar solosu gene daha iyi. Vokal ve sinth’de daha iyi elemanlarla devam etseler bayağı iş yapabilirlermiş… Bu arada benim en iyiler sıralamamda her iki şarkı da süper ligde yer alamadı!

Acep bu elemanlar 82’de bu albumu yaparken gun gelecek dünyanın en pahalı single’larından biri olacak diye düşünmüşler midir?

Bu arada, Stormchild adlı Lowesoft’lu bir NWOBHM grubu daha var demoları olan, karışmasınlar o grupla…

İkinci ve dördüncü sıradaki Marquis de Sade her yönüyle muhteşem bir grup; 81’de önce ilk demoları çıkıyor ki muhteşem! Bu demodaki Welcome to the graveyard’ı bulun dinleyin. Şarkının şansızlığı 8 dakika olması, yani belki de yüzden plağa koyamamış olabilirler… Müzik tarihi açısından da bu şarkının demo kasetlerde kalması çok talihsiz bir durum:( Demonun kapanış şarkısı da listedeki single’ın A yüzündeki Somewhere Up In The Mountains… Her iki şarkı da süper ligde ama burun farkıyla Somewhere Up In The Mountains’ı grubun en iyi şarkısı ilan ediyorum… B yuzunde Black Angel, hızlı ritmli, doom melodili harika bateri atakları olan bir parça. Ne hazindir ki bu grubun Hades Paradise/High Roller Records tarafından çıkarılan bootleg dışında bir cd’si yok!!!

3, 5 ve 10. sırada tek LP var Ritual’dan Widow: Doom etkileşimli bu grubu bir türlü sevemedim. 81’de çıkan single dışında bir de 93 tarihli bir uzun albumleri var. Monoton, uzun hep birbirine benzeyen gitar soloları olan bir grup. En sevdiğim şarkıları 81 tarihli aynı adlı single’ları Into The Night ki o bile bende süper lige giremiyor…Listedeki albumlerinin aynı adlı 8 dakikalık parçası da albumun en iyisi… Ritual listedeki aktif gruplardan, Shadow Kingdom Rec. ile anlaşması var, yeni albumleri bekleniyor…

6. sırada bilinen Def Leppard’ın bilinmeyen ilk resmi single’ının kırmızı renkli baskısı var. 78 demosundan sonra 79’da çıkıyor bu EP. Grup ilk bu iki şarkıyı kendi firması ile bazıları kapaksız, bazıları da iki şarkı olarak 1000 adet basmış. Sonra Vertigo üç kez daha basmış talep üzerine ki bu listedeki EP vertigonun kırmızı renkli ilk baskısından. A yüzünde Ride Into The Sun ile Getcha Rocks Off, b de ise sonradan ilk albumun kapanış parçası olarak karşımıza çıkacak Ouverture var… Tabi en iyi parça hızlı Getcha Rocks Off! GRO ve Ouverture aynı yıl BBC konser kayıtlarında da yer alıyor. GRO ilk albume girerken isim Rocks Off oluveriyor… 1984’de 78 ve 79 demo kayıtlarını içeren bir bootleg cd’si yayınlandı grubun… Heat Street, See The Lights, Glad I’m Alive gibi yayınlanmayan üç parça da var bu cd’de. Glad I’m alive’ın konser versiyonu, BBC kayıtları cd’sinde var, meraklısına…

7. sıradaki Ricochet de tek single yayınlayıp yokolan gruplardan A yüzündeki Midas Light enerjik tipik bir NWOBHM şarkısı, kıvrak gitar melodisi ve harika geri vokalleriyle çok iyi bir parça… B yüzü Off The Rails Dio’lu Rainbow tadında gene iyi bir şarkı… Grup 6 şarkılık (!) ful külliyatını 2001’de CD olarak yayınladı… Hala aktif görünüyorlar ama yeni şarkıları, albumleri falan yok…

8’de benim en begendiğim efsane grup Tyrant var… Epik müzik, yırtık detone bir vokal, harika kirli distorsonlu gitarlar. En iyi iki parçası da bu eşsiz single’da yer alıyor. Hold back the lightning ve Eyes of a stranger! Bu single dışında 3 demoları var ve kulliyatları 2006’da plak, 2009’da da çift CD olarak basıldı. Maalesef demo kayıtları çok temiz değil ama bu iki süper şarkı dışında For You, Mirror, Forever ve Shadows of the night’la toplam 6 şarkı ile süper ligimde yer alıyorlar… Tabi 2006‘daki LP 500 adet basıldı ve anında tükendi. İlerde bu listenin üst sıralarını zorlayacaktır…

9’da Big Daisy var ve A yüzündeki Footprints On The Water NWOBHM dünyasının nadir slowlarından biri, ben ikinci kümeye salladım bu şarkıyı. B yüzü Fever bir gömlek daha iyi ama bana göre bu komik kapaklı 45’lik sıralamanın en şişirilmiş single’ı…

Evet NWOBHM ilk 10 böyle. Iron Maiden’ın efsane Soundhouse tapes’i biraz aşağılarda ama her an ilk 10’a girebilir. Saxon’un falan esamesi okunmuyor… Hala döneme ait yeni gruplar çıkıyor ortaya. Strappado Metal blogunu takip ederseniz bu grupların çoğunu dinleyebilirsiniz… 3, 4 ay sonra bu listeyi de revize ederiz…

24 Ağustos 2010 Salı

Ölüm Varmış Rock Mix by Levsel!



Levsel gene yapmış yapacağını:) Umarım biri bizim takıma da dinlettirir bunu...
Buradan
indirebilirsiniz afiyetle...

10 Ağustos 2010 Salı

Özlü Sözler XI: Dave Lombardo (Slayer / Fantomas)


Önce bir kağıdı alıp duvarda bagetlerle sabit tutarak çalıp ''Bunu her baterist yapar''; aynı kağıdı tek bagetle duvarda sabit tutarak çalıp, ''bunu iyi bateristler yapar''; madeni bir parayı duvarda çift bagetle saydırıp ''bunu en iyiler yapar'' ve finalde de bozuk parayı duvarda tek bagetle saydırdıktan sonra ''bunu da ben yaparım'' dediği rivayet olunur…

27 Temmuz 2010 Salı

Neal Kay & Soundhouse!

NWOBHM’ın dolayısıyla Heavy Metal’in doğuşunda en büyük pay sahiplerinden birisi de NWOBHM teriminin ilk kez kullanılmasına vesile mekanın sahibi olan DJ Neal Kay tabii ki.

Kuzey Londra’daki Kingsbury’de mukim Meşhur Heavy Metal Soundhouse adlı mekanında Praying Mantis, Iron Maiden gibi gruplar hem canlı çalmış, hem de stüdyoda kayıtlar da yapmışlardı. Iron Maiden Soundhouse Tapes albumunun orjinalinin değeri bugünlerde 700-USD civarındadır. 79’da Maiden bu albumle tanınıp plak sözleşmesi imzalamıştı…

Angel Witch’den Kevin Haybourne’un söylediğine göre, “bir gece sahnede Angel Witch ve Samson çalarken bu show’u Sounds dergisine haber yapan Geoff Barton adlı gazeteci, NWOBHM terimini ilk kez kullanarak” fitili de ateşlemişti. Aynı Geoff Barton’un daha sonra Ross Halfin’le birlikte efsane Kerrang dergisini çıkardıklarını da belirtelim…

Soundhouse’da kayıt yapan grupların demolarını derleyen Neal, Metal For Muthas adlı efsane NWOBHM kompilasyonlarını hazırladı. Bu albumler de değerlidir koleksiyonerlerin gözünde, özellikle ilki.

80’de çıkan ilk derlemede Maiden ve Mantis dışında yer alan gruplardan en önemlileri Angel Witch, Sledgehammer ve Samson! Sonradan Rage adını alan Nutz ve İsveç’te kurulup sonra vokale Roger Marsden’i getirerek NWOBHM’a terfi eden EF Band de en önemli parçası Fight For Rock’la bu toplamada… Bir sonraki kompilasyon da ilki kadar olmasa da başarılı. Burada da en dikkat çeken grup, ilk ve son parçaların sahibi Trespass! Albumun diğer iyileri Dark Star, Zero ve White Spirit…

Neal Kay bu albumler dışında konserler ve turlar da düzenledi. Venture adında bir piyasa rock grubunun menajerliğini yürüttü ama çuvalladı ve grup oldukça kısa ömürlü oldu.

Ayrıca Neal, mekanında sert gruplar yanında Styx, Kansas ve Boston gibi melodik Amerikan gruplarına da yer verdi. Neal da diğer bir çok DJ gibi Kiss gibi sevmediği gruplara pikabında yer vermemesinden ötürü eleştirildi.

Klibal Enfessiyon II



Zodiac'tan Back Seat Education; Klip 31. saniyede aksiyon ise 4:17'de başlar! Dandik bir gruptur ama böyle klip de zor bulunur...

Blog Notu: Metalci adam hem aşkta, hem kumarda kazanır:)

Çalışın dedik size:)

28 Haziran 2010 Pazartesi

Boru değil, Big Four!

Sabah beklediğimden çok daha dinç uyandım ve Anthrax çıkmadan az önce daldım sahaya. Inönü’deki yerli holigan ve metal sevdalılarına Gürcü, Iranlı, Lübnanlı, İskoç vs bir yığın yabancı ve turist de eklenmişti…

Big 4 içinde müstesna bir yeri vardır Anthrax’ın. İlk albumu thrash’tır, sonrasında core ve raple geliştirdikleri tarzları ile sıradışıdırlar, farklıdırlar dahası çok eğlencelidirler. Ben konserde beğendim Anthrax’ı; Süreleri kısa olunca best of huviyetinde en baba ve bilinen parçalarını çaldılar. Mad House, Indians, Time, I am the law ve tabii ki Antisocial… Gruba geri dönen solist Joey Belladona kızılderili kökenli olunca Indians şarkısı ayrı bir anlam kazanıyor. Şarkının arasına sıkıştırdıkları Heaven & Hell kısmı da guzel bir jestti Dio babaya… Tabi bir de şarkının sonunda kafasına taktığı tüylü şef başlığı pek fiyakalıydı…

Grubun kurucusu ve o günden bu yana Anthrax’tan ayrılmayan yegane elemanı Scott Ian ki kendisini SOD projesinden de iyi biliriz, enerjik, aktif, dinamik, hoplamalı zıplamalı sitili ile coşturdu. Eee big four’un en gençlerinden, daha sadece 47 yaşında:) Seyirci ileşimleri harikaydı. Belladona sahnenin her karesine ayak bastı, atom karınca misali… Bu arada Türkiye’ye ilk gelişleri oldu, pek de güzel oldu…

Sonraki büyüğümüz Megadeth’di. İlk gün nasıl Udo’suz Accept’in Manowar’ın önünde headliner yapılmasına muhalefet ettiysem, son günki sıralamaya da şerh koyuyorum; Megadeth Slayer’dan sonra çıkmalıydı bence…

Megadeth’de de Hayko gibi ses çok kötüydü ilk şarkılarda. O derece ki şarkıları tanımakta güçlük çektik. Duyumlarım kulaklık sorunu yüzünden Mustaine’in acaip sinirle çaldığı ve konser sonrası röportaj dahi vermediği şeklinde. Zaten amfi bile tekmeledi ki bu işlerin adamı değildir.
Bu arada Emreb21’le arkamızdaki beyaz gömlekli, kız arkadaşlı iki elemana feci uyuz olmuştuk ki Mustaine sahneye beyaz gömlekle çıkmasın mı? Bu arada elemanlar harbici Megadeth’cilermiş, şarkıya eşlik, bol iltifatlar gırla…

Son gitaristleri Chris Broderick, Friedman’ın dehşet sololarını başarıyla attı, takdir ettim valla… Şarkılar son albumdeki Head crusher dışında genelde en başarılı 5 albumlerindendi. Benim taptığım Rust In Peace’in en iyi parçalarını çaldılar. Holy wars ses düzeninden yalan oldu ama Hangar 18 ve Tornado of souls çok iyiydi. En keyif aldığım parçaları ise aralardaki “megadeth, megadeth we love you megadeth” tezahuratlı remix hali ile muhteşem Symphony of Destruction’du, adeta stadyum için yaratılmıştı. Sweating Bullets’daki Mustaine yorumunu da çok beğendim. Sesini değiştire değiştire kullanmasına hastayım ve de o gulmelerine tabii ki… Ve muhteşem Peace Sells’le bitti konser.

Sonrasında Emre’nin arkadaşlarının olduğu kapalı tarafına geçtik. Burada içki almak daha kolaydı ve yerimiz de daha az sıkışıktı üstelik. Kapalı tribun uzun arayı eski günleri anımsatarak bol tezahurat, meksika dalgası ile şenlendirdi. Çarşıyı takdir ettik … Bir de saha içi olarak da meksika dalgası yapmayı başardık, sahne önünden arkaya doğru :))

3. büyük olarak Slayer sahne aldı. Ben Hell Awaits’le yıllar önce tanışmış olmama rağmen 25 yıldır grup hakkındaki fikrim değişmedi: “Hepiniz hala aynısınız gözümde!” Tamam çok iyi çaldınız, ses harika, her müzik aleti tek tek dinlenebiliyor, Lombardo bir TANRI, ama yaptığınız monoton punkvari müziğin benim gözümde fazla bir değeri yok. Bunun üzerine robot gibi seyirciyle hiç iletişim kurmadan çalmanız da eklenince tuvalet ve bira turları ile tamamladık Slayer konserini. Seyrettiğim sürece de hep Lombardo’ya odaklandım ama çoğunlukla aynı hızlı ritmde süregiden şarkılar seçtiklerinden nadir ataklarını ayıklamak dahi zor oluyordu… Bir bateri solosu ataydınız araya en pornografik olanından keşke…

Ve artık finale geliyoruz; 93’de ilk ve son kez aynı stadda, o zaman gencliğin verdiği gazla Hetfield’a 3 metre kala seyretmiştim babaları… O gün öyle bir keyif aldım ki beni 17 sene idare etti:) Ama anladım ki çok özlemişim onları, en çok da anıra anıra birlikte söylemeyi… Tabi Dead Magnetic turnesinin son konseri olduğunu, yani evlerine ailelerine döneceklerini, acaip yorgun olduklarını söyleyerek girmek lazım Metallica analizine… Özellikle Hetfield’ın sesi bitkindi ama 55 bin kişilik tüm zamanların en büyük korosu vardı Inönü’de. Sadece James’in sesine değil, James’le Kirk’ün gitarlarına da ooo şeklinde dehşet eşlik edildi. Brezilya seyircisini falan siktik attık dün biz bu hususta!!!

Evet açılışta sürpriz yok, Creeping Death’le başladı resital. İkinci parça for whom the bell tolls’u her duydugumda haliyle rahmetli Burton geliyor aklıma. Nefis bir el yapımı pankart vardı yan tarafımızda Cliff’in anısına ithaf edilmiş, yapana helal olsun. Bu ara mıydı emin değilim ama Kirk kısa bir Ufo’nun Rock Bottom rifini attı, Garage days 3 yolda mıdır Majesty, bilgilendir bizi:) İpucu mudur, nedir bilelim…

3 numara load döneminin en sevilen parçası Fuel’du. Fuel’la seyircinin desibeli de yükseldi sanki. İlk albumu temsilen 4 atlı le birlikte doludizgin koştuk, yani kafa salladık. Fade to black için bir şey söylenemez… Gene hatırlamadığım bir arada Kirk uçuk bir rif çaldı, ilerde caz projelerine yelken açacak gibi görünüyor…

Derken Hetfield mikrofonu her zamanki gibi ağzına yapıştırıp, “you are here to see the history!!” dedi. Kolay değil, 20 yıllık rüya gerçekleşmiş, big 4 ardarda çalmış!… Bu noktada Sad but true’yu çaldılar. Arkasından ilk kopuşum Sanitarium’da geldi. Sözleri ile bence olağanüstü bir şarkı, yıllar geçti ama unutmamışım! Hele hızlanma bölümünde hepten kendimi kaybetmişim, sırt çantam arkamdaki ufaklığa gelmesin diye arkadaşlarım tarafından olay mahallinden uzaklaştırılıp etkisiz hale getirildim:) Ama war dance’e de aynen devam… Ardından son albumden sevdiğim all nightmare long’u çaldılar. Ve one… İlk konserde ilk bis sonrası ya da ikinci bis sonrası çalmışlardı galiba. İkinci kopuşu burada yaşadım. Ve Master Of Puppets. Bu ikisi arka arkaya çalınır mı, buna yürek dayanır mı? Master’da Inönü tribunleri inledi ve BJK’nın desibel rekoru da tarih oldu. Blackened ve arkasından bir hepimize bir rahatlama, dinlenme şansı veren nothing else matters. Bu şarkıya staddaki herkes ve hatta belki de Doruk güvenlik elemanları, diğer görevliler ve hatta basın tribunune beleş duhul eden polisler dahi eşlik etti. Burada Metallica’nın kendi desibel rekoru daha da ileri gitmiş olabilir:) Enter Sandman’da anırmaya devam, kalan son brutal sesimizle… Derken gidiyoruz falan dedi James ama tabi geri geldiler.

James “metal dinlememize vesile olan bir gruptan çalacağız” diyince ben Am I Evil geliyor diye düşündüm. Basın trübününden bir arkadaşım final 24 kişi diye mesaj atmıştı bir saat önce üstelik. Ulan oturup hesaplıyorum 24 kişi altı gruba denk geliyor. Big 4’a Accept’le Manowar’ı ekliyorum, kafada bir dunya sonuçta ya. Ama Manowar ülkeyi terk etmiş diyor arkadan birisi, nasıl olacak bu işler? Neyse ibne basın değil mi, haber asparagasmış:))Bisle dönüş şarkısı protometal gruplarından Budgie’nin Breedfan’iymiş, sürpriz oldu. Benim de sevdiğim bir parçaydı.

Burada Metallica’yı Dio’yu anmamakla ilgili kınayanlara bir çift lafım var; Metallica metal hareketini ateşleyen NWOBHM’ı, yaptığı coverlarla, Lars’ın seçtiği şarkılardan oluşan duble toplama ile akıllara getiren, bir çok eski NWOBHM grubunu tekrar müziğe döndüren, vefaysa en kralını defalarca yapmış müstesna bir gruptur. Yorgunluğuna verelim Dio’dan bahsetmemesini… Ardından Trapped Under Ice ve kapanışta seek and destroyla sesimizin son kırıntılarını anırarak tukettik. Artık onlar da tükenmişti tabi. Bir ara Lars bir boğaz hareketi ile ben bittim mi yaptı, hatta bir de baget mi düşürdü ne ama başta yazdığım gibi turnenin son konseri için dehşet bir performans gösterdiler…

Bu arada anladık ki Am I evil’i film için yapmışlar, keşke film için Istanbul konserini seçselermiş… Aradan 17 saat geçti, hala çınlıyor kulaklarım. Sizi seviyorum. Heavy Metal’i sizden de çok seviyorum. Hangi müzikte böyle bir enerji var? Seyirciyi böyle galeyana getirme var? Karşılıklı iletişim var?

Sanırsam bir dahaki Metallica konserine gitmek için 17 sene beklemeyeceğim:) Ha bu arada bugün benim doğum günüm! Bir gün önce anıra anıra benimle kutlama yapan 55 bin kişiye çok teşekkür ederim:)

ooooo metallica oleyyyyy
metallica oley metallica oley
metallica oleyyyy oooo ...

Önemli Not: Blogdaki tüm Sonisphere fotoları, Festivalin Resmi Fotoğrafçılarına aittir!

Seni sevmeyen ölsün, bir kez daha RIP!



Video www.metalfanzin.com dan alıntıdır...

27 Haziran 2010 Pazar

İk-INCI gün: Geleneksel metale gel!

Volbeat’le girdim içeri. Beklediğimiz gibi keyifliydi. Aradan sonra yerli malı Hayko Cepkin sahne aldı. Akabinde de aksiyon başladı. Manowar Türkiye tayfasından terbiyesiz it sürüsü, kombine saha içinin en ön tarafında Manowar kol hareketleri ve orta parmakla Hayko’ya siktir çektiler. Tabi içinde benim de olduğum kıçının kılları kadayıf olmuş güruh, Hayko’dan çok haz etmese de bu terbiyesizliğe tahammül edemedi. Bu itlere bir şeyler fırlatıldı. İtler cevaben uluyunca da müdahele edildi. Sonuçta birkaç it dışarı atıldı, geri kalanların elleri kolları da bir anda niyeyse münasip bir yerlerine kaçtı!!!

Şimdi bu arkadaşlar o kadar angut, o kadar geri zekalı ki, sanıyorlar Hayko’yu sahneden indirince hemen Manowar çıkıverecek. Konser saat gibi işlemiş, gruplar zamanında başlamış ve bitirmiş. Bu şartlarda böyle bir şeyin olacağını nasıl düşündünüz liseli ergenler? Ha tepkiniz orga ise Rammstein’da neredeydiniz? Tepkiniz brutal vokale ise death gruplarının konserlerinde de aynı şovlarınızı bekliyorum. Bu arada Dio tişörtü ile çıkan Hayko’yu da tebrik ediyorum…

Sonuçta şu oldu: Nasıl maçta tribunde kavga çıkınca tadın kaçar tezahurat yapamazsın burada da öyle oldu. Bu arada alabildiğine tutucu jenerasyonuma da bir kez daha helal diyorum. Sevmesekte siktir çek(tir)meyiz. Arkaya gidersin, dinlemezsin vs ama öne gelip de itlik yapamazsın, yaparsan INCInirsin!!!

Hayko’da ses düzeni kötüydü. Metacileri tatmin edelim diye distorsiyonu açınca, ya da brutal vokali abartınca olmuyor. Albumundeki gibi söyleseydin keşke…

Sırada Manowar var! Niyeyse bana göre Manowar’da da ses düzeni kötü geldi: Joey De Maio’nun basını duymadım lannn!!! Bassız Manowar olur mu? Süre kısa olunca bir sürü iyi parçayı da çalamadılar. Genelde sert ve hızlı parçaları çaldılar. Mountains ya da Guyana da kafadan yalan oldu tabii…

Açılışta Manowar’ı çaldılar, bence süperdi. Shell shock da olurdu ilk albumden ama bu set liste layt kalırdı sanki:) hail and kill, kings of metal, house of death, warriors of the world diğer aklımda kalanlar. Bu arada Joey de maio bas gitarını konuşturmak dışında, yabancı birinin konserde en uzun Türkçe mulakatı verme onuruna da nail oldu. Sen harbiden insan değilsin! Bir türk dört Avrupalıya bedeldir falan dedi. Biz onu biliyoruz tarihten. Kuranı da hatmedersin sen, yürü be:)))Bu arada big 4’a da takmış kafayı ama sikletler farklı, sen thrash’i siktir et, metal kralı olarak devam et…

Bu arada gene De Maio, “Dio arkadaşımdı dedi, babayı andı” ve harika bir heaven and hell cover’ı ile Dio’nun ruhuna fatiha okudular, biz de eşlik ettik. Hail and kill’de de stad yıkıldı, pogolar falan da gırla…

Kapanışı Accept yaptı. İlk göz ağrılarımızdan. Ama maalesef yurdumun yeni nesil metalcileri Manowar, Dream Theater ve Metallica’ya verdikleri önemi Accept’den esirgemişler. Metal tarihinin en iyi parçalarından Loosers and winners ve Princess of the dawn’daki eşlikten hareketle yapıyorum bu yorumu. Yeni vokalist, sesinin gürlüğü dışında Udo’yu iyi taklit etti! Tabi günün kahramanları harika solo performansları ile gitarist Hoffman ile Bascı Baltes idi. Klasik müzik kolajı bence harikaydı: Bolero, hall of the mountain king, bumble bee’ye benzettiğim bölüm falan bence yardı, geçti…Baltes da bas gitarist adayı bendenizi mest etti…

Metal Heart’da coştuk, taptığım Balls to the wall’dan en zayıf halka London leather boys geldi ama bis sonrası finalde balls to the wall’la ödeştik. Ooooo kısmında sesimiz kısıldı… I’m a rebel, orjinalinden hızlı breaker ve fast as a shark falan tabi süre de olunca abiler baya uzun bir setlist yapmış. Ama ben daha önce yazdığımın arkasındayım: Headliner Manowar olmalıydı Udo’suz Accept’in önünde. Tabi Manowar’ın ses düzeni de adam gibi olmalıydı! Ama anladığım ikinci güne baba bir grup bulamayınca Accept’e vurmuş piyango! Accept de ise ses düzeni Manowar’dan ve Hayko’dan daha iyiydi…

Sonuçta ben 80’lerin iki devi Accept ve Manowar’da acaip eğlendim. Hatta Accept’de kendimi de kaybetmişim, yanımdaki Iranlıyla neredeyse kardeş oluyorduk:))) Yarına ezik bir bel, kısık bir ses, vahim bir boyunla geliyorum; gazam mubarek olsunnn, gerisi tıraş hatta thrash olsunnn…

26 Haziran 2010 Cumartesi

Mezbahadan Kokorecciye:-)



Till denen azman konserin ilk gunu mezbahada önlükle şovunu sergiledikten sonra soluğu rehberi Şeyda Babaoğlu ile kokoreccide aldı:-) Yani Rammstein kokorec yasağına karşı!!! Bu arada Şeyda Hn. Rock fm'in baba dj'i Metehan Çakır'la evlidirler, ona göre...

bir - INCI gun: Lan bu aktivite konser falan değilmiş!

İşten geç çıkınca Alice In Chains'in sonuna anca yetişebildim. Gerçi Taksimden salına salına inerken 3-4 şarkılarını duydum ama içeri girdiğimde son parça çalıyordu. Grundge'ın ruhsuzluğu, en iyi grundge grubu da olsa ayırdediliyor kolayca. Bir yapaylık var bu müzikte. Gram üzülmedim kaçırdığıma... Sonra bir saat gezindim içerde... Endüstriyel futboldan sonra endüstriyel konser:( Tişörtlerde sponsor olur mu lan!!! Bu arada amatör Metallica'cı bir grup Fuel parçalıyordu. Solist sarı saçları ve sesiyle Hetfield'ı andırıyordu emme biraz daha çalışmalı. Diğer amatör grubun doğaçlama soloları ise feciydi, kaçıverdim ordan...

Derken portatif tuvaleti de ziyaret edip BJK Tribununden arkadaşım Emreb21'in yanında konuşlandım. Ve başladı; nasıl izah edilebilir Rammstein'ın yaptıkları bilmem. Her şarkıda ayrı bir görsellik, arada tiyatrallık, basit ama harika fikirler ve çoğunun baş rolünde Emre'nin Iskeletor lakabını uygun gördüğü Orgcu vardı...

Açılışı solist mezbaha önlüğü ile yaptı. Sonra klasik kıyafetine döndü. Patlayan alevler, yanan meşaleler, havai fişekler, solistin lav silahı, konfetiler: Yer Inönü Stadı ama olay maçta intikal etmiyor:)

İskeletorun şovu ise şarkıları ritimlerine uygun biçimde yürüyüş/koşu bandında çalması oldu. En uç nokta ayı vokalistin küvete attığı orgcunun üzerine, yerden epey yükseldiği platformdan alev fırlattığı andı. Sonrasında küvetin içinde patlamalar oldu. Sonra Iskeletor üstü çıplak, altı pasparlak küvetten çıkıp bir şey olmamış gibi orgunu çalmaya devam etti. Komik an da orgcunun zodyak botla seyircilerin elleri üzerinde sörf yapmasıydı:) Bir de sahnede bir adam yandı!! Çüş ulan çüşşş!!

Belki bir solo performansları yoktu ama orada grubu bilsin bilmesin herkes inanılmaz eğlendi! Du Hast da eşlik süperdi (başka bildiğim şarkıları yok ne yapayım, aslında Almanca* da olsa epey seveni, izleyeni varmış Türkiye'de.)

Bu arada sahne açılırkenki dev Alman bayrağını görünce England çekmeden edemedik Emre'yle.

* Almanca metal müzik için yaratılmış aslında ama Alman gruplarının hemen hepsi Ingilizce söylüyor:(

23 Haziran 2010 Çarşamba

Geliyor geliyor sonisıfeyr geliyor:)



Konsere kadar ezberlenecek, o kadar!

AM I EVIL?

(Originally recorded by Diamond Head)

My mother was a witch, she was burned alive
Thankless little bitch, for tears I cried
Take her down now, don't wanna see her face
All blistered and burnt, can't hide my disgrace

Twenty-seven, everyone was nice
Gotta see 'em make 'em pay the price
See their bodies out on the ice
Take my time

Am I evil? Yes, I am
Am I evil? I am man, yes, I am

As I watched my mother die, I lost my head
Revenge now I sought, to break with my bread
Taking no chances, you come with me
I'll split you to the bone, help set you free

Twenty-seven, everyone was nice
Gotta see 'em, make 'em pay the price
See their bodies out on the ice
Take my time

Am I evil? Yes, I am
Am I evil? I am man, yes, I am, ooh

and with the action now, I'll strip your pride
I'll spread your blood around, I'll see you writhe
Your face is scarred with steel, wounds deep and neat
Like a devil dancin before ya, smells so sweet

Am I evil? Yes, I am
Am I evil? I am man

I'll make my residence, I'll watch your fire
You can come with me, sweet desire
My face is long forgot, my face not my own
Sweet and timely whore, take me home

Am I evil? Yes, I am
Am I evil? I am man
Go!

Solo!

My soul is longing for, await my heir
Sent to avenge my mother, sweeten myself
My face is long forgot, my face not my own
Sweet and timely whore, take me home

Am I evil? Yes, I am
Am I evil? I am man

Am I evil? Yes, I fucking am
Am I evil? I am man, yeah

10 Haziran 2010 Perşembe

Sonisphere Son Durum, mu acaba?

Açıklanan son program budur, artık son hali midir bilmem;

Cuma, Haziran 25
Rammstein 21:00 – 23:00
Alice in Chains 19:00 – 20:00
Pentagram 17:30 – 18:30
Stone Sour 16:15 – 17:00
Blacktooth 15:00 – 15:45
Ete Kurttekin * 14:00 – 14:30
Kapı Açılış 13:00

Cumartesi, Haziran 26

Accept 21:00 – 23:00
Manowar 19:15 – 20:15
Hayko Cepkin 17:45 – 18:45
Volbeat 16:30 – 17:15
Murder King 15:30 – 16:00
Kapı Açılış 14:00

Pazar, Haziran 27
Metallica 21:00 – 23:00
Slayer 19:00 – 20:00
Megadeth 17:30 – 18:30
Anthrax 16:15 – 17:00
Foma 15:15 – 15:45
Gren 14:15 – 14:45
Kapı Açılış 13:00

Bir önceki versiyonda son dönemde iyice bayık saykodelik şarkılar yapan Anathema’yı Manowar’ın önünde headliner yapma yavşaklığını gösterenler bir nebze akıllanmış, Anathema’yı şutlayıp Mayıs 2009’da tekrar bir araya gelen Alman Accept’i ikame etmişler yerine. Ama hala Udo’suz Accept’in kalibre olarak Manowar’a hafif kaldığını düşünüyorum. Accept Amerikanya’dan TT Quick diye bir bar grubunun Brian Johnson klonu solisti Mark Tornillo ile takviye edilmiş. Kardeşim Manowar’ı alsanıza kafaya:((((

Cuma Orphaned Land görünüyordu bir önceki programda, o yok olmuş. İsrail’le bozulan ilişkiler falan filansa çok üzülürüm. Bir Esterabim söyletmediler ağız tadıyla…

Pentagramdan Murat İlkan’ın veda konseri olacağından orada olacağım. AIC ve Rammstein’ın sevdiğim şarkıları var, arkada usulcacık takılırım. Enerjimin birazını 80’lere yani Manowar ve Neo Accept’e, çoğunu da Thrash’e bırakırım.

See You In Hell my friends, cehennemde görüşmek üzere.

Not: Bir de ASY’de olaydı bu aktivite, Hell de tam olurdu ama buna da şükür; Hakan Şükür bööööö….

* Yok ismi Efe değil harbiden Ete’ymiş. Bıraksalar bütün interneti editlerim şerrefsizim!

8 Haziran 2010 Salı

İthal Anguslar Geldi:)


Evet bol bol Angus haberi var gazetelerde. Avusturalya’dan uçakla gelmişler üstelik:) Ama biz Angus’ların Young olanı ile ilgileniyoruz ve dört gözle bekliyoruz gelmelerini…

21 Mayıs 2010 Cuma

Big 4 Sinemalarda


Big 4 gibi efsane bir kadro sınırlı sayıda konsere çıkınca, ve bu konserler de pek "gelişmiş ülkeler" diyebileceğimiz yerlere uğramayınca, organizatörler düşünmüş ve kulakları birazcık daha az çınlasın diye böyle bir şey düşünmüş. 22 Haziran 2010 Sofya Big 4 konserleri, dünyanın dört bir yanında sinemalarda HD olarak gösterilecek. ABD biletleri satışta, diğer ülkeler de 28 mayısta satışa çıkıyor. Sadece tek bir gün için gerçekleşecek bu. Gönül isterdi ki bizim konseri canlı yayınlasınlar dünyaya, fakat bu kadroyu göremeyen o kadar çok insanı düşününce, Yeni Melek'te bile olsa konser kendimizi şanslı hissetmeliyiz. Aslında Yeni Melek'te olsa daha bile iyi olurdu, dip dibe falan. Neyse, daha fazla detay için link;

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Long Live Rock'n Roll: Seni ölümsüz kılanlar birbir gidiyor:(


Evet heavy metal'in alameti farika'larından olan metalci işaretinin muciti ve heavy metal'in muciti Black Sabbath'ın ikinci vokalisti Ronnie James Dio kansere yenik düştü:( Forumlarda geyiği dönüyordu: sırf onun için Sonisphere'e bilet aldık, Heaven & Hell iptal oldu falan diye. Al işte daha kötüsü oldu! Gümüş dağındaki adam gitti; o artık karanlıkta bir gökkuşağı gibi parıldamaya devam edecek, sonsuza dek!

4 Mayıs 2010 Salı

Heaven & Hell İptal


Haber çok yeni, Sonisphere Twitter hesabından söylenene göre Dio'nun rahatsızlığı nedeniyle bu yazki konserlerini iptal etmiş grup. Dio mide kanseriydi, durumu tam olarak nedir şu anda bilemiyorum fakat belli ki konser temposunu kaldıracak kadar değil.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Sonisphere 2010'a Son Biletler


Sahneye en uzak tribün hariç bütün kombine biletler bitmişti. Resmi Facebook sayfaları dahil etrafta çatır çutur karaborsa dönüyor şu aralar. Tek günlük biletler 28 Nisan Çarşamba günü satışa çıkacakmış. Program da haliyle belli oluyor, bir gün önce, salı günü, 1-2 tane yeni grupla birlikte. Slash ve Deftones dedikodu olarak dönüyor, zaten bir gün kaldı, dedikodulara da gerek yok aslında öğreneceğiz fakat paylaşmak istedim.

Bir de sınırlı sayıda kombine tekrardan çıkacakmış. Sponsor bir bankanın kredi kartıyla alınabilecek sadece ama hangi banka bilmiyorum. Metallica da resmi sitesinde tek günlük biletlerin çıkacağı zamanı duyurmuş bu arada.

Tek günlük satışının gecikmesini anlarım program belli olmamıştı ama şu kombinelerin tekrar çıkma olayı rahatsız edici. Geçen sefer(2008 Metallica) de aynı şekilde bir banka kartından %20 indirim ile satılmıştı biletler. Biz önceden aldık tabi gacırt diye girmişti. 350 lira bilette %20 çok büyük bir rakam oluyor. Bir de yine geçen sefer, biten kombineler nasıl olduysa yeniden satışa çıkmıştı, bu sefer yine nispeten daha iyi aslında, belli bir kart ile alınacak.

25 Nisan 2010 Pazar

Mutlu Mogol yok artık!


Cuma sabah mogolların 94 albumunu dinlemiştik eşimle. Eski grupların uzun aralardan sonra bir araya gelip yaptıkları albumler genelde güzeldir, 94 de öyle. Cumartesi akşam haberlerinde ise Mogolların bateristi Engin Yörükoğlu'nun öldüğünü duydum:( Canlı yayına bağlanan basçı Taner Öngür de, "Engin'in, ölüm haberi sonrasında dahi sağken yaptığı esprilerden dolayı kendilerini güldürdüğünden bahsetti." Yani mutlu Mogolu kaybettik, kendi kulübü Jazzstop'ta nice gence müzik ve hayat dersi veren Yörükoğlu'nu:( Mekanı cennet olsun. Uğurlar olsun...

20 Nisan 2010 Salı

Bajen Death Cult!

Ortak noktaları İsveç’in Hammarby takımının taraftar grubu olan Bajen Death Cult’ın destekçileri olmak olan ve Grave, Grand Magus*, Necrophobic ve Blackshine gibi farklı Isveçli metal gruplarında müzik yapan

Tobias Sidegård - Lead Vocals, Guitar)
Nidhögg - Guitar, Backing Vocals
Lodbror - Bass, backing vocals
Mjölner - Drums
Gymer Sudre - Keyboards, Acoustic Guitar, Backing Vocals
Muspell - Guitar, Backing Vocals

bir araya gelip oluşturuyor grubu ve adları da taraftar grubuyla aynı zaten: Bajen Death Cult

Bir EP, bir de uzun album yapmışlar. Isvecce soyluyorlar. Sözler Hammarby ve holiganizm temalı. Konserlerde de bol bol Hammarby diye böğürüyorlar. Düşünün işte tribününüzdeki hakim taraftar grubunun elemanları bir araya gelip bu grup adı altında metal yapıyorlar. Güzel proje degil mi?

*Daha önce az biraz deginmistim, deli bir grup. İlerde yer vermek niyetindeyim…