27 Eylül 2008 Cumartesi

RIP Clifford Lee Burton!


62’de San Francisco California’da doğmuştu Burton! Anne ve babası gibi o da hipi’ydi. Kıyafetleri en dar paça olanından kot, arabası ise 72 model bir kaplumbağa! Okumayı severdi, üniversiteye de bu sebeple gitmişti.

82 sonlarında Metallica kadro kurmaya çalışırken iki elemanı ile başı dertteydi. Biri bascısı Ron Mc Govney, diğeri ise gitaristi Dave Mustaine. Birinin derdi ilgisizliği, diğerininki ise özel hayatına dikkat etmemesi. İşte Cliff 1982 yılının Ağustos ayında keşfedildi. Lars ve James, Cliff'i Los Angeles'de Troubadour’da dinledikleride, adamın bas gitar çalışından acaip etkilenmişlerdi. Sonrasında gruba katılması için çabaladı durdu ikili ve bunun için grubun San Francisco’ya taşınmasını dahi göze aldılar. Sonra grubun çıkışı başladı… Cliff bir bascıdan çok öteydi. Kullandığı wah wah pedalı ve distorsiyonlu basıyla attığı sololar ve vurduğu ritmler, bunun yanı sıra şarkılara yaptığı katkılar ve entellektuel birikimi ile Metallica’ya inanılmaz bir hava getirdi. Tabi sorunlu Mustaine’in yerine Exodus’tan transfer edilen Hammett ile de kare as tamamlandı…

Metallica her çıkardığı albumde bir öncekinden daha iyisini yaparken 86 Master Of Puppets’la zirveye oturdu. Thrash gibi agresif bir tarzla beğenilmek, yığınla album satmak, turnelerde stadları doldurmak, Pink Floyd’dan beri müzik piyasasının yaşadığı en büyük depremdi. İşte her ne olduysa MOP turnesinin Avrupa ayağında oldu ve grup otobusle Stockholm’den Lars’ın memleketi Kopenhag’a konsere giderken Cliff trafik kazasında hayatını kaybetti:-(

Cliff’in Anesthesia, Seek and destroy gibi şarkılara yaptığı katkıları düşünün ve tüm zamanların en olağanüstü albümü olan Master Of Puppets’taki izlerini… Cenaze töreninde de kendi parçası Orion’la uğurlandı Cliff son yolculuğuna… Sonrasında Metallica’nın siyah beyaz matem dönemi başladı. Grup üyeleri yaşadıkları büyük travmaya karşın, Cliff’in yerini Newsted’le kısmen telafi ederek yollarına devam ettiler. Olağanüstü bir albüm olan And Justice for all ve son düzgün sound’lu Metallica albümü (Black Album) onun anısına siyah beyazdı, albüm kapaklarından kliplerine kadar. Ve Cliff’e adanan AJFA’daki To live is to die’ın,

"When a man lies he murders some part of the world
These are the pale deaths which men miscall their lives
All this I cannot bear to witness any longer
Cannot the kingdom of salvation take me home."


Şeklindeki sözleri hepinizin bildiği üzere Cliff’in ölmeden önceki son karalamalarıydı…

Özellikle Hetfield’ın özel hayatında yaşadığı girdabın bir numaralı nedeni Cliff’in ansızın ölümüydü. Nitekim Lars gibi acaip kendini beğenmiş bir adam dahi onun ardından, "Cliff Burton Metallica gibi bir grubu, kaliteli bir grup yapan o vahşi ruha sahip adamdı. O yalnızca basçı ya da şarkı yazımına yardımcı olan gruptaki herhangi biri değildi, O Metallica'nın göğe çıkmasını sağlayan adamdı. Ölümünden sonra, Metallica ruhunu ün ve para için sattı - onun asla uğraşmak istemeyeceği şeyler için. O "Black Albüm"e ya da kahrolasıca "Load"a asla izin vermezdi. Metallica basçısını kaybettiği zaman, ruhunu da kaybetti." demişti…

Tam 22 yıl once daha 24 yaşında kaybettik onu ve çok özledik: “Ispanyol paça kotu, Misfits dövmesi, agresif çalış stili ve tabii ki distorsiyonlu basını".. Rahat uyuyasın…

26 Eylül 2008 Cuma

Icon or Poser?



Malum biz taptıklarımızı icon, bizi kıl eden müziği şöhreti için kullananları, müziği sadece görüntüden, fizikten ibaret sayanları da Poser'la etiketliyoruz blogda. Son albumle tekrar eski gunlerine donme çabasına giren Metallica'nın frontman'i James'in parmak arası terlik, trendy bermuda ve armanili alışveriş torbası bizi karışık düşüncelere itti! Icon mu, poser mı yorumu sizlere bırakıyoruz...

Fotoda Justice şarkisina yapilan uyarlama, tribun ağzıyla beste de leziz olmuş:-)

25 Eylül 2008 Perşembe

Boncovi ve saz arkadaşları!


Popmetal (!) ilahları Bonjovi ve arkadaşları ilk dönem konser afişlerinden birinde! Ortaya John abiyi koyun yakışıklı çıksın, ha diğer arkadaşlar görünmese de olur…

23 Eylül 2008 Salı

Ne kadar Yüxexes?

Epeydir müzik dergisi almıyor, Rock popun içine boca edildiğinden beri acaip seçici ve şüpheci olmuş netten süzdüğüm haberlerle idare ediyordum! Geçen Ezequiel Yuxexes aldım diyince ben de bir deneyeyim dedim. Ama moruk bir metalci olarak beğendiğimi de söyleyemeyeceğim. Güven Erkin Erkal’ı saygıyla anar, arada bir programına dikiz atar, ama dergiye para vermem…

Bir kere bu isimde iddialı bir derginin kapağına inatla piyasa rocker’ı cilalı kısa saçlı çocukların çıkarılmasına uyuzum! Adı güzel gerisi boş Gripin’den bahsediyorum illaki. Ben hala rocker diyince salaş, samimi, saçı uzun ve mümkünse abuk model olmayan kafalı insanları görmek istiyorum. İnadına tutucu, alayına tehditkarım bu konuda! Taviz de vermiyorum. Müzik piyasasında rokcu, metalci geçinen adamın da taviz vermesini kabullenemiyorum. Nejat Abilerini, Moğol atalarını feyz almayacaklarsa sittir olup gitsinler:( Mertce biz piyasa rockerıyız, rockdan yararlanır popun nimetlerini sömürürüz diyebilsinler, adam olsunlar!

Sonra derginin içeriğinde brit pop, punk vs gereksizliklerin dışında Cenk Taner, saçlarını rock için Ağırtan Tibet, nostaljik Abdullika sayfası ve Ortacgil Ustad gibi değerli şahsiyetlere yer verilmiş, eyvallah (Guven Erkin tonlamasıyla:-). Ama Ortacgil’in adı kapağa lütfen yazılmış, zor buldum:(

Bir de vahim metal hataları var: Röportaj yapan kızımızın daha Mosh’un anlamını bilmemesi, şimşek logosu ile geri dönen Metallica’nın son ASY konser posterinde hala poppy logosunun kullanılması gibi (aha bir altta son album!)… Real Metallica is back, don’t you see!!!

Neyse başlıktaki soruya cevabı siz verin, ya da sorun: Ne kadar satar?

20 Eylül 2008 Cumartesi

Şimşek logo geri döndü!

Sonunda Metallica’nın yeni albümünü çıktı piyasaya. Tahmin ettiğimiz gibi son başarısız dönemlerin aksine Metallica tekrar sound ve tarz olarak zafer yıllarına, yani 80’lere döndü. Sololar, riffler, sertlik dozunda. Album en çok Master of puppets ve And Justice for all’u anımsatıyor ki bu bile alıp dinleme gerekçesi! Yalnız yeni yetme metallica'cılar bozulabilir bu işe, anne / baba bu album çok sert diyebilirler:)

Bu album zaman geçtikçe, dinlendikçe klasikleşecek, şarap misali yıllandıkça güzelleşecek, buna inanıyorum… Şu aralar favorim All nightmare long! Bu arada albumu yorumlayanlar ya çok beğeniyor, ya da yerin dibine sokuyor. Yok mu ortası? Bence samimi olarak iyi bir şey üretmeye çalışmış grup satış kaygısı gütmeksizin. Ancak hala Ulrich’in ve Hetfield’ın zihinleri de çok berrak değil! Cliff’in ölümü, alkol tedavisi, psikolojik sorunlar, napster davası vs. yıllardır kendilerini müziğe verememelerinin bir yığın nedeni var ve bunların ancak bir kısmını geride bırakabilmişler.

Bu arada gördüğü tedaviler sonucunda kişiliği değişime uğrayan bir Hetfield var! Albumden çıkan ilk klip The Day That Never Comes’ta ben burda ne yapıyorum der gibi bir şaşkınlık içinde. Eğer Hetfield’ı da eski agresif haline döndürebilirsek harika olur:) Klip onun dışında güzel; şarkı da, uzun süre sonra atılan solo da, sade siyah beyaz album kapağı da! Bir de Can Dündar Metallica'ya bok atınca biz de cevap vermiştik, kendisi bu klibi de sözleriyle değerlendirip bir Irak yazısı daha yazarsa seviniriz!

Dedik ya şimşek logo geri döndü diye, özellikle ölümün ne kadar çekici olabileceğini öğrenmek isteyenler kaçırmasın...

19 Eylül 2008 Cuma

HAGI: Buyuk Romen dusunuru!

Daha once bize Arrows Rock anilarini aktaran Levsel’in eski bir projesi Ye$iL RecetE. Buradan 5 parcalarini dinleyebilirsiniz! Genelde sample’larla hiphop denemeleri yaparlardi bir arkadasiyla pc başında. Ama Bitli Rapunzel diye bir parca var ki sapina kadar Endustriyel Metal. Sözleri ile de blogumuzun bas kosesine oturur, kimse de kaldıramaz valla...

Önce sözleri,

OLUM – Hersey bitti
RECETE – Kicindaki et beni
ALKOL – Kotuluklerin anasi
TAKSIM – Mezarlikta halk gunu
HAGI – Buyuk Romen dusunuru
FENER – El feneri

Hagi gibi cakar, receteyi yazar, olum bizden evvel gelir, cosar, cosar...

Bitli rapunzel...


Seferberlik zamani
yedigim it olusu aklima geldi.

Kafayi koydum sepete
Sepeti sarkittim bakkala
Rapunzel’in alnina para basmis bakkal,
yanina da iki ekmek koyup...
Ceeekk...!

OLUM – Hersey bitti
RECETE – Kicindaki et beni
ALKOL – Kotuluklerin anasi
HAGI – Buyuk Romen dusunuru
TAKSIM – Mezarlikta halk gunu
FENER – El feneri

Hagi gibi cakar, receteyi yazar, olum bizden evvel gelir, cosar, cosar...

Bitli rapunzel...

Sonra kendisi...

Levsel'e ve Hagi ilustrasyonu için Sokarca'ya tsk...

15 Eylül 2008 Pazartesi

7'sinde ne ise 70'inde de o!

Posers Leave The Hall II: Ayna ayna söyle bana…


Evet rock / metal dünyası içinde görünüp buradan nemalanan ama aslında tek derdi satmak, tanınmak olan bir poser kitle de vardır ki ülkemizde bu akımın başlıcalarından biri de Ayna’dır. Türk Metal dünyasında önemli yeri olan Yüxexes programı sunucusu Güven Erkin Erkal’ın da kulaklarını çınlatarak alttaki olayı ekşi sözlük’ten alıntılıyorum;

Güven Erkin Erkal’ın Ayna grubuna verdiği ayar da unutulmazdır.

Eko tv’deki programında yanına bir türk rock grubunun elemanlarını almış, programın ortasında anonsuna (ayarına) başlamıştır:

“Sevgili seyirciler, şimdi size bir araştırmacı habercilik örneği sunuyoruz; Güzide gruplarımızdan Ayna’nın bir şarkısı çalındı. Evet yanlış duymadınız... çalındı. Şu an fonda duyduğunuz parça Ayna grubunun bilmemne albümünden bilmemne isimli parçası... Evet şimdi de diğer parçayı dinleyelim... Şu an duymakta olduğunuz da Alman metal grubu Running Wild’ın bilmemne albümünden bilmemne isimli parçası (tüm gitar riffleri ve melodiler aynıdır), duyuyorsunuz değil mi? Tamamen aynısını kopyalamışlar ve bırakın Ayna grubuna telif ödemeyi, albümlerinde aynanın adı bile geçmiyor. Bu hırsızlık değil de nedir? Aşağılık herifler!! Pis hırsızlar!! Hiç mi utanmanız yok?! Şerefsizler!!”

Bu arada yanındaki elemanlardan biri:

“Abi yalnız bu Running Wild’ın albümü daha önce çıkmış galiba, tarihe baksana!”

“Hmm... bakiyim... evet... ee şey... E tabii sanat dünyasında böylesi esinlenmeler olabilir... Eee... abartmamak lazım, normaldir... Biz sonraki şarkıya geçelim”

Erkal ve elemanlar o an gülmemek için kendilerini zor tutmaktadırlar...


Running Wild’ın şarkısından sonra In Flames’in de cloud connected klibini çalan grup maalesef dağıldığından artık eylemlerine devam edemeyecekmiş, tuh tuh:-)

Posers leave the hall I

13 Eylül 2008 Cumartesi

Rahat Edesin Gittiğin Diyarlarda : Metin Oktay



Seni anlatmaya bizim kelimelerimiz yetmez Taçsız Kral. Armamız... formamız... renklerimiz...herşeyimiz... Huzur içinde yat.

6 Eylül 2008 Cumartesi